07-11-2017

2015-2016 Faaliyet Raporumuz çıktı!

Hakikat Adalet Hafıza Merkezi 2015-2016 Faaliyet Raporu, bu yıllar içerisinde yürüttüğümüz faaliyet ve etkinliklerin dökümünün yanı sıra ilk üç yılında zorla kaybedilenler odaklı süren çalışmalarımızı değişen siyasi bağlam içerisinde nasıl geliştireceğimiz ve sivil alanın daralmasına yol açan çatışmalı süreci kurumsal olarak nasıl karşılayacağımıza ilişkin iç tartışmalarımızı da görünür kılan bir içerikte hazırlandı.

Hafıza Merkezi’nin tüm programlarında çalışan ekip arkadaşlarımızla ortaklaşa bir ürün olmasını gözettiğimiz formatıyla faaliyet raporumuz, bu iki yılda belgeleme ve hafızalaştırma çalışmaları için geliştirdiği yöntemler, cezasızlıkla mücadelede hukuksal verilerin analizi ve dava izleme deneyimini öne çıkarması, savunuculuk faaliyetlerinde ise yeni anlatım biçimleri gibi başlıklar altında Hafıza Merkezi’nin arayışlarını resmediyor.

* Raporun tamamı için tıklayınız. 

* Raporun tamamı için tıklayınız.


5 Yılın Ardından

Faaliyet Raporu sunuş yazısı

2016 yılı sonu itibariyle, Hakikat Adalet Hafıza Merkezi (Hafıza Merkezi) olarak, geçmişte yaşanmış ağır insan hakları ihlallerinin ve insanlığa karşı suçların tanınması, onarılması ve bir daha yaşanmamasına katkı sağlamak amacıyla yürüttüğümüz çalışmalarımızın 5. yılını geride bırakmış oluyoruz.

Merkez olarak 2011 yılında kurulduğumuzda çalışma odağımızı Türkiye’de yakın geçmişte yaşanmış ağır bir insan hakkı ihlali olan zorla kaybetmeler olarak belirlemiştik. Hedefimiz, zorla kaybetme suçuna yönelik hesaplaşma talebini yükseltmekti. Bu talebi yükseltmek adına zorla kaybetmelere ilişkin hakikatlerin ortaya çıkarılmasına, ihlallerden etkilenenlerin adalete erişmesine ve ihlallerle ilgili toplumsal hafızanın güçlenmesine yönelik faaliyetler yürüttük.

İlk 3 yılımızda bu hedeflere yönelik somut adımlar attık. Önce, Türkiye’de zorla kaybetmelere dair evrensel standartlarla uyumlu belgeleme faaliyetlerimizi başlattık, zorla kaybetmelere ilişkin kamuya açık bir veri tabanı oluşturduk. Bu bilgiyi düzenli olarak ve yenilikçi yöntemlerle kamuoyuyla paylaştık. Zorla kaybetme pratiğine ilişkin hukuki ve siyasi örüntüleri ortaya koyup taleplerimizi dile getirdik. Bunların yanı sıra Bûka Baranê belgeselinin yapımcılığını üstlendik, dünyada geçmişle yüzleşme literatürüne dair bilgi ve deneyim aktarımlarında bulunduk ve bu alanda Türkiye’ye yakın bölge ülkelerinden STK’larla sınır ötesi bir ağ ilişkisi geliştirdik.

Bu dönemin kazanımlarının ardından, 2015-2016 yıllarında bir yandan başladığımız çalışmaların üzerine ne koyacağımız, bir yandan da değişen siyasi bağlama nasıl karşılık vereceğimiz sorularına cevap aradık.

2015 yazında yeniden başlayan çatışmalı dönem, zorla kaybedilenlere dair belgeleme faaliyetimizin merkezinde yer alan saha çalışmalarımızı son derece olumsuz etkiledi. Bu dönemde uygulanan sokağa çıkma yasakları neticesinde saha çalışmalarımız yalnızca teknik olarak imkânsızlaşmadı, çatışmalar sırasında yaşanan ağır hak ihlalleri nedeniyle beraber çalıştığımız kayıp yakınları ile bugünü konuşmadan dünü konuşmak da güçleşti. Saha ziyaretlerini yapamadığımız bu dönemde belgeleme çalışmalarımızda ikincil kaynaklara ağırlık verdik. Tüm bu zorluklara rağmen 2016 yılı sonu itibariyle doğrulamasını yapıp detaylı bilgisini derlediğimiz zorla kaybedilen kişi sayısı 472 oldu.

Bu dönemde cezasızlık sorununa ilişkin hukuki çalışmalarımızı dört temel başlık altında yürüttük. İlk olarak hukuki veri toplama faaliyetlerimize devam ettik. Bu çerçevede 1990’lı yıllarda Şırnak’ta zorla kaybedildiği doğrulanmış 133 kişinin hukuki verisine ulaştık. Böylece toplamda hukuki verisine ulaştığımız kişi sayısı 344 oldu. İkinci olarak, ulaştığımız dosyalar üzerinden farklı yargısal düzeylerde hukuki destek ve müdahalelerde bulunduk. Bu kapsamda soruşturması süren dosyaların canlandırılmasına yönelik dilekçeler yazdık ve Anayasa Mahkemesi (AYM) aşamasındaki dosyalara Amicus Curiae aracılığıyla müdahil olduk. Cezasızlık alanında çalışan diğer kurumlarla olan işbirliğimizi Cezasızlıkla Mücadelede Güçbirliği (CMG) ağı çerçevesinde geliştirdik ve 2015 yılı itibariyle takip ettiğimiz 6 yüzleşme davasına ilişkin evrensel standartları referans alan dava izleme faaliyetlerine başladık.

Çatışmalı dönemin etkileri yüzleşme taleplerimizin görünürlüğünü artırmaya yönelik çalışmalarımızı da etkiledi. 2015 yılında, çatışmaların henüz başlamadığı ve yeni başladığı aylarda görünürlük adına yaptığımız faaliyetler ilgi uyandırdı. İhlallerin ağırlaşmasıyla beraber 2016 yılının başından itibarense bu imkânlar ortadan kalktı. Örneğin 7 Haziran 2015 genel seçimleri öncesinde #90larlaYÜZLEŞMEKiçin sloganıyla yüzleşme taleplerimizi Twitter üzerinden milletvekili adaylarına sorduğumuz bir kampanya yürüttük. Bu kampanya kapsamında HDP’den 9, CHP’den 6, AKP’den ise 3 milletvekili adayını kampanyaya katılmaya ikna edebildik. Benzer bir kampanya katılımı veya mevcut taleplerin takibi Kasım 2015’teki erken seçim arifesinde veya sonraki süreçte ise mümkün olamadı. 2015 yılının Ekim ayında yürüttüğümüz bir başka kampanyada ise Temizöz ve Diğerleri Davası’nın karar duruşmasını merkeze aldık. Kampanyada, JİTEM’in Şırnak yapılanması altında yargılandığı davanın iddianamesinde 21 kişinin yasa dışı keyfi infaz edilmesi ve zorla kaybedilmesi suçlarının sanığı olarak 6 yıl boyunca yargılanmış olan emekli Albay Cemal Temizöz’ün aklanmasındaki maddi çelişkilere dikkat çektik. Son olarak, Aralık 2015’te, İnsan Hakları haftası boyunca zorla kaybedilenlerin akıbetini sorduğumuz bir poster kampanyası yürüttük.

Bu dönemde Kafkaslar, Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da faaliyet gösteren STK’larla ilişkilerimizi geliştirmeye yönelik de önemli adımlar attık. Tarihsel Diyalog ve Geçmişle Yüzleşme Ağı faaliyetleri kapsamında 1 tematik atölye, 2 yaz okulu düzenledik ve ağın iletişim listesine dâhil olan kurum sayısı 53’ü buldu.

Bu faaliyet raporu ile 2015-2016 yıllarında yürüttüğümüz faaliyetler hakkında sizlere hem daha detaylı bilgi vermek, hem de bu süreçte yürüttüğümüz bazı iç tartışmaları paylaşmak istedik. Kürt meselesinde çatışmalı döneme geri dönüldüğü, sivil alanın daraldığı ve hukuk devletinin aşındığı bugünlerde, yürüttüğümüz çalışmaların Türkiye’nin demokratikleşme mücadelesine bir katkı sunmasını umuyoruz.

* Raporun tamamı için tıklayınız.