16-09-2014

Anayasa Mahkemesi Hrank Dink Kararının Gerekçesini Açıkladı

anayasa mahkemesi hrant dink kararı-2

Anayasa Mahkemesi, Hrant Dink ailesinin bireysel başvurusu ile ilgili gerekçeli kararı yayınladı. AYM kararında AİHM’in tespit ettiği tüm cezasızlıkla ilgili ihlalleri aynen kabul ediyor. Mahkeme kararı özetle şunları belirtmektedir.

Başvurucu İddiaları:

  1. Soruşturma makul özen ve hızda yürütülmemektedir,
  2. Soruşturma dosyası gizli tutuluyor, dolayısıyla adil yargılama ihlali var,
  3. Muhtemelen şüpheliler cezasız bırakılacaklar,
  4. AİHM kararı gerekleri yerine getirilmiyor,
  5. Anayasa’nın yaşam hakkını düzenleyen 17. maddesi usül yönünden ihlal edilmiştir.

Bakanlık savunması: 

  1. AİHM kararı sonrası yargılama sürecinde yeni gelişmeler yaşanmıştır,
  2. Soruşturmanın kamuya ve mağdurun yakınlarına açık olması şartı, davanın farklı aşamalarında karşılanabilir.

İlkeler: 

  1. Yaşam hakkının korunmasına yönelik devletin “pozitif” ve “negatif” yükümlülükleri vardır,
  2. Önleyici tedbirlerdeki eksiklik sonucu gerçekleşen ölümler sonucu kapsamlı ve etkin cezai soruşturma, yani “etkili yargısal sistem” olmalıdır.

İlkelerin Başvuruya Uygulanması:

  1. AİHM ihlal kararına rağmen, Anayasa Mahkemesi’nin inceleme yapabilmesi için mağduriyetin AİHM kararıyla giderilmemiş olması gerekir. Anayasa Mahkemesi bunu değerlendirmelidir,
  2. Sorumlu kamu görevlileri ile ilgili soruşturma sistematik, tarafsız, etkin, düzenli ve hızlı olmamıştır,
  3. Kamu görevlilerinin sorumluluğu 4483 sayılı kanun çerçevesinde soruşturulmuş, buna da vali izin vermemiş, bu da etkili soruşturma ve kovuşturmayı engellemiştir,
  4. Kamu görevlilerinin silsile halinde birbirini takip eden ihmalleri 4483 sayılı kanun çerçevesinde bütün olarak değil, yetki ve mahal itibariyle ayrı ayrı soruşturulup incelenmiş, bu da sonuç alınamamasına sebep olmuştur,
  5. Dolayısıyla Trabzon jandarma ve emniyet personeli ile İstanbul emniyet görevlileri ve mülki amirleri hakkında AİHM kararı üzerine yeniden açılan soruşturmanın bir bütün olarak etkili olmadığına ve Anayasa’nın 17. maddesinin öngördüğü Devletin pozitif yükümlülüğünün bir sonucu olan usül yükümlülüğün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.