11-12-2017

Arjantin’de ‘ölüm uçuşları’ pilotları mahkum edildi

Kayıp yakınları Buenos Aries’te Çarşamba günü gerçekleşen karar duruşmasını izliyor. Fotoğraf: Javier Gonzalez Toledo/AFP/Getty Images

Uki Goñi, Buenos Aires, Guardian

Ülke tarihindeki en kapsamlı davada mahkeme 1976-83 yılları arasındaki diktatörlük sırasında askeri rejim karşıtlarını okyanusa atan pilotların aleyhinde karar verdi.

1976-83 yılları arasındaki diktatörlük rejimi sırasında, Papa Francis’in yakın bir arkadaşının uçaktan atılarak öldürülmesindeki rollerinden dolayı Arjantinli iki eski askeri pilota ömür boyu hapis cezası verildi.

Çarşamba günkü bu karar, “ölüm uçuşları”na katılanlara yönelik Arjantin’de verilen ilk karar olma niteliğini taşıyor. Bu uçuşlarda Arjantin’deki askeri rejime karşı olanlar ölümlerinin gizlenmesi amacıyla Güney Atlas Okyanusu’nun soğuk sularına atılıyordu.

Mahkeme, eski sahil güvenlik pilotları Mario Daniel Arrú ve Alejandro Domingo D’Agostino’nun Esther Careaga’nın yanı sıra 11 kişinin daha 14 Aralık 1977 gecesi ölüme atıldığı Skyvan PA-51 uçağının mürettebatı içinde olduğunu belirledi. Careaga, yıllar sonra Papa Francis olarak bilinecek olan Jorge Bergoglio’nun yakın arkadaşıydı.

Pilotlar, bu kapsamlı davanın 54 sanığı arasında yer alıyor. Dava ayrıca, Buenos Aires’te 5000 kadar insanın öldürüldüğünün tahmin edildiği Donanma Mekanik Yüksek Okulu ESMA’daki 789 kurbanın dosyalarını da içeriyor.

Kurbanlar arasında solcu muhalifler ve Arjantin’in küçük çaplı şehir gerilla oluşumlarının üyelerinin yanı sıra insan hakları aktivistleri ve halihazırda ordu tarafından “kaybedilmiş” olan insanların yakınları yer alıyor.

Donanma istihbarat subayları, –Careaga gibi kayıpların annelerinin bir araya gelerek oluşturduğu insan hakları topluluğu Plaza de Mayo Anneleri gibi– Arjantin’deki insan hakları ihlallerine uluslararası basının dikkatini çeken aktivist oluşumlara sızmışlardı.

Careaga, 16 yaşındaki hamile kızı Ana María’nın kayboluşunu ihbar etmesini takiben ordu tarafından alıkonulmuştu. İki Fransız rahibe ve diğer dokuz kişiyle birlikte 14 Aralık 1977 gecesi şehirdeki havaalanından kalkan bir uçaktan aşağı atılmıştı. Mahkeme Arrú ve D’Agostino’nun üç saatlik bu uçuşta pilotluk yaptıklarını belirledi.

Careaga’nın cesedi, rahibelerden biri olan Léonie Duquet ve diğer iki anne Azucena Villaflor ve María Bianco’nunkilerle birlikte altı gün sonra kıyıya vurmuş ve kimsesizler mezarlığına gömülmüştü. Kemiklerin kime ait olduğu ancak DNA testiyle 2003 yılında belirlenebilmişti.

Jorge Bergoglio, Careaga ile 1950’lerin başında Buenos Aires’teki bir farmakoloji laboratuvarında çırak olarak çalışırken tanışmıştı. Careaga, zamanının ötesinde bir feminist, biyokimyager ve aynı zamanda Bergoglio’nun patronuydu.

Bergoglio ve Careaga, Careaga’nın 8 Aralık 1977’de bir ESMA ölüm timi tarafından kaçırılmasına değin yakın arkadaşlıklarını sürdürmüşlerdi.

2003 yılında üç annenin cesetleri teşhis edildiği zaman, dönemin Buenos Aires Başpiskoposu Beroglio “Careaga iyi bir arkadaş ve olağanüstü bir kadındı” demişti.

Bu beş yıllık davada soruşturulan suçların kapsamı akıllara durgunluk verecek nitelikte. Toplam 484 dosya ESMA’da ya öldürülen ya da “kaybedilen” kişileri içeriyor.

Geri kalan 305 dosya ise kaçırılma ve işkence mağdurlarına, ayrıca kamp koşullarında tutsak doğan çocuklara ait.

Vakaların çoğunda, gerçek ebeveynleri öldürülen bebekler askeriyeye mensup çiftlere veriliyor, bu çiftler de onları kendilerininmiş gibi büyütüyordu.

Plaza de Mayo Büyükanneleri adlı diğer bir insan hakları topluluğunun sabırla yürüttüğü detektiflik sonucu kurbanların çoğu, ancak yıllar sonra biyolojik aileleriyle yeniden bir araya geldiler.

Konuyla ilgili kanıtları, Orlando Yorio ve Franz Jalics adlı iki Cizvit rahibin kayboluşuyla ilgili 2010 yılında ifade veren Papa Francis dahil olmak üzere toplam 830 tanık sağladı.

2010 yılında ifade veren Bergoglio “O zamanlar yoksullar arasında çalışan her papaz bazı kesimlerde şüphe uyandırıyordu” demişti. Bergoglio’ya göre “Eğer birisi yoksullarla çalışıyorsa onun solcu sanılması çok yaygındı.”

Arrú ve D’Agostino’nun bu ölüm uçuşlarındaki rolü Arjantinli gazeteci ve ESMA sonrası hayatta kalanlardan Miriam Lewin tarafından keşfedilmişti. Lewin 2011 yılında Miami’deki yeni sahibi üzerinden Skyvan PA-51 adlı uçağı bulmuştu.

Olağanüstü bir şekilde uçağın 1977 yılına ait orijinal uçuş kayıtları bozulmamış ve Careaga’nın öldüğü gecedeki mürettebatın isimlerini sağlamıştı. Mürettebatın üçüncü üyesi olan Enrique José de Saint George dava devam ederken öldü.

ESMA davası üzerine bir kitap yazan antropolog ve Arkansas Üniversitesi öğretim üyesi Ram Natarajan “İnsan hakları camiası bu kararı mümkün kılabilmek için yorulmaksızın ve yaratıcılıkla yıllarca çalıştı.”

Aktivist topluluklara sızma konusunda uzmanlaşmış olan donanma eski komando subayı Alfredo Astiz de Çarşamba günü kaçırma, işkence, cinayet ve çocuk kaçakçılığı suçlarından ömür boyu hapse mahkum edildi. ESMA hapishanesinde “Ölüm Meleği” olarak da bilinen Astiz, başka suçlardan dolayı halihazırda ömür boyu hapis cezasını çekiyor.

Bu kapsamlı dava 40 yıl önce tek bir vaka ile başladı. Arturo Lorusso, kız kardeşi María Esther’in kaybıyla ilgili olarak 1978 yılında mahkemeye başvuruda bulunmuştu.

Esther Lorusso’nun hedef olarak seçilme sebebi Buenos Aires’te bir gecekondu mahallesi olan Bajo Flores’teki yoksullarla çalışan gençler ve papazların oluşturduğu bir grubun parçası olmasıydı. O gece ESMA donanma üssüne götürülmüş ve sonrasında kendisinden haber alınamamıştı.

Bir ölüm timinin gerçekleştirdiği kaçırma olayına karşı yapılan suç duyurusu diktatörlüğün hoşgörü gösterebileceği bir şey değildi. Arturo Lorusso’nun şu an 63 yaşında olan erkek kardeşi Luis Lorusso “Aldıkları tehditlerden dolayı hem abim, hem annem hem de diğer bir kız kardeşim Belçika’da sürgün hayatı yaşamak zorunda kaldılar” dedi.

Karar öncesi Guardian’a konuşan Lorusso, artık sorumlu askerlere ceza verilmesi için çabalamadığını söyleyerek “Onları hapiste görmektense, gerçeği öğrenmek isterim. Sahiden ne olduğunu öğrenmeyi tercih ederim. Kız kardeşimin kemikleri bende değil. Bu korkunç bir şey” dedi.

Çeviri: Ceren Yartan