06-12-2017

ESMA: Hafıza, hakikat ve 40 yıl sonra adalet

Zelal Pelin Doğan*

Buenos Aires’te Capital Federal diye adlandırılan bölgenin sınırındaki eski Donanma Mekanik Okulu‘nda (Escuela Mecanica de la Armada) hukuka aykırı gözaltı, işkence ve zorla kaybetme suçlarını işleyen sivil ve askerlerin yargılandığı dava sonuçlandı.

Yargıç Daniel Obligado, Adriana Palliotti, Leopoldo Bruglia ile savcı Abel Còrdoba’dan olusan Federal Sözlü Mahkeme, davanın 29 Kasım’daki duruşmasında 54 sanık hakkında kararını verdi. 789 mağdur ve 830’dan fazla kişinin tanık olduğu, Arjantin’in en büyük adli süreçlerinden biri olan davanın karar duruşması yaklaşık 4 saat sürdü. Halka açık olarak yapılan duruşmada davacılar, kayıp yakınları, insan hakları örgütleri ve basın duruşma salonuna alınırken; salona giremeyenlerin adliyenin önüne kurulan ekran ile duruşmayı izlemesi sağlandı.

ESMA davası 2012’de, 789 mağdurun öldürülmesinden sorumlu 68 sanığın yargılanmasıyla başlamıştı. Bugüne kadar sanıklardan 14’ü hayatını kaybetti. Kayıp yakınlarının ve avukatlarının 35 yıl süren olağanüstü mücadelesi sonucunda 2012 yılında açılabilen  ve 5 yıl sonra sonuçlanan davada yargılanan 54 sanıktan 29’u hakkında müebbet hapis, 19’u hakkında 8 yıldan 25 yıla kadar hapis cezası, 6’sı hakkında da beraat kararı verildi.

Ömür boyu hapis cezası alanlar arasında ESMA’nın üst düzey yetkilileri Jorge El Tigre Acosta ve Alfredo Astiz ile Ricardo Cavallo, Alfredo Donda Tiguel, Joreg Radice, Juan Carlos Rolon ve Antonio Pernias da bulunuyor. Duruşma sırasında Astiz “İnsan hakları örgütleri zulüm ve intikam gruplarıdır. Asla af dilemeyeceğim,” şeklinde konuştu.

ESMA, 1976-1983 yılları arasında, Ulusal Yeniden Yapılandırma süreci olarak adlandırılan General Jorge Rafael Videla yönetimindeki askeri diktatörlük boyunca gizli bir gözaltı, işkence ve zorla kaybetme merkezi olarak kullanılıyordu. 30.000 kişinin zorla kaybedildigi bu dönem içerisinde 5.000 kişi ESMA’da sorgulandı, ağır işkencelere maruz kaldı, birçoğu sonrasında“ölum uçuşları” olarak adlandırılan yöntemle canlı halde denize atılarak öldürüldü ve zorla kaybedildi. Sadece ESMA’da 35 çocuk doğdu –ki genel toplamda sayılarının yüzlerce olduğu tahmin ediliyor- ve hepsi annesinden çalındı ve birçoğunun yaşadığı halde akıbeti hala bilinmiyor. Arşivlerin büyük bir kısmı yok edildiğinden zorla kaybedilenler, doğan çocuklar, akıbeti bilinmeyen kayıplar için -her ne kadar yalnızca sayılardan ibaret olmasalar da- kesin sayılardan bahsedilemiyor. Bu sebeplerle aynı zamanda bu hafıza mekanı ve hayatta kalan 250 kişinin tanıklığı da hala sürmekte olan ESMA yargılamaları için önemli bir delil niteliği taşıyordu.

1976-83 yılları arasında gerçekleşen ağır insan hakları ihlallerinde devletin sorumluluğunu saptamak için demokrasiye geçiş döneminde bir dizi hukuksal düzenleme yapıldı. 1976-83 arasında yaşananlar bugün Arjantin’de  resmi düzeyde  ‘devlet terörü’ olarak tanımlanıyor, sorgu merkezi olarak kullanılan birçok askeri mekan da hafızalaştırma mekanı olarak işlev görüyor. 2004’te ESMA (Espacio Memoria y Derechos Humanos) da bu kapsamda devlet tarafından işlenen insanlığa karşı suçların kınanmasını ve mağdurlara olan saygıyı temsil eden, toplumsal belleğin canlı tutulmaya ve aktarılmaya çalışıldığı bir hafıza mekanına dönüştürüldü.

Faillerin yargılanması ve cezalandırılması uzun bir mücadelenin ürünü. Hakikat arayışı ve adalet mücadelesi 40 yıl önce Madres de Plaza de Mayo, Abuelas de Plaza de Mayo o H.I.J.O.S. gibi kayıp yakınlarının oluşturduğu örgütlenmelerin kurulmasıyla başlamıştı. Bunu CONADEP (Comisión Nacional sobre la Desaparición de Personas), APDH (La Asamblea Permanente por los Derechos Humanos) gibi hakikat komisyonlarının kurulması izledi. Bu 40 yıllık mücadele sonucunda ülke genelindeki gizli gözaltı merkezlerinin çoğu tespit edildi (araştırmalar hala sürüyor, 2017 yılında bile yeni sorgu merkezleri saptandı), zorla kaybedilenlerin akıbeti araştırıldı ve faillerin birçoğunun yargılanması sağlandı.

Hakikat ve adalet arayışı bitmiş değil. Plaza de Mayo Anneleri hala her Perşembe saat 15:30’da adını aldıkları meydanda yürüyor. Hem evlatlarının, sevdiklerinin hem de ESMA’da doğup annelerinden çalınan ve yaşadığı halde kimliği bilinmeyen torunlarının  akıbetinin saptanması, sorumluların cezalandırılması için.

Kayıp yakınlarının ve insan hakları savunucularının yıllardır usanmadan sürdürdüğü mücadele epey yol almış olsa da ihlaller hala devam ediyor. Bu yıl 1 Ağustos’ta Arjantin’de Patagonya bölgesinde yerli halkların hakları için mücadele eden insan hakları savunucusu Santiago Maldano kaybedildi.

Bu yazının son satırlarını yazdığım sırada Plaza de Mayo Büyükanneleri akıbeti bilinmeyen 126. torunun bulunduğunu açıkladı ve 17 Ekim’de bedeni bir nehir kenarında bulunan Santiago Maldonado için yapılan adalet yürüyüşü devam ediyordu .

Yüzleşme, cezasızlığın sonlandırılması ve ihlallerin tekrarının engellenmesi yaşam boyu sürecek uzun erimli bir mücadele…


* Zelal Pelin Doğan, Hrant Dink Vakfı ve DVV International’ın ortak yürüttüğü ‘Hafıza Mekamları’ Xchange Programı kapsamında halihazırda Espacia Memoria y Derechos Humanos’ta (ex ESMA) gönüllü olarak çalışmaktadır. Zelal 2017 yılı Kış-Sonbahar döneminde Hafıza Merkezi’nde gönüllü stajyer olarak çalışmıştı.