02-03-2017

Lice Davası İzleme Raporu – 16 Şubat 2017

Çizen: Su Vardal

Mahkeme: İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesi
Esas No: 2015/58
Duruşma Tarihi: 16 Şubat 2017 (15. Celse)
İzleme Ekibi: Fatma Özkaya, Nurullah Benek, Evrim Kepenek
Çizim: Vardal Caniş

Diyarbakır’ın Lice ilçesinde 1993 yılında dönemin Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın’ın da aralarında bulunduğu 16 kişinin öldürülmesi, onlarca evin yakılması ve halkın göçe zorlanması ile ilgili açılan davanın 15’inci celsesi İzmir 1.Ağır Ceza Mahkemesi’nde gerçekleşti.

Duruşma Öncesi

Diyarbakır’da açılan daha sonra güvenlik gerekçesi ile önce Eskişehir’e ardından İzmir’e nakledilen Lice Davası’nın 15’inci celsesini izlemek üzere, müştekiler Metin Bekiroğlu, Şerif Can Can, İlhami Bayar, Muhammet Kaya, Baki Atman, Ethem Üzer, Cahit Şarlı ve Lice Adalet Arıyor Platformu’nun sözcüsü Şiyar Kaymaz 15 Şubat 2017 tarihinde Diyarbakır’dan İzmir’e geldiler ve duruşmanın başlamasına bir saat kala mahkeme salonunun önüne beklemeye başladılar.

Davanın görüleceği yerin değiştirilmesinin ve suçun işlendiği yer olan Diyarbakır’dan kilometrelerce uzakta bir şehre nakledilmesinin yakınlarını kaybeden müştekilerin ve suçtan zarar görenlerin adalete erişimine engel olduğu, dava izleme ekibince bir kere daha gözlemlendi.

Duruşma Salonunun Görünümü

Duruşmanın belirlenen saatte başladığı görüldü. Mağdurlar, avukatlar ve dava izleme ekibi salona üstleri aranmadan alındı, salona girişlerde bir sorun çıkmadı.

Önceki duruşmalarda, salonda çok sayıda çevik kuvvet polisi olduğu gözlemlenmişti. 16 Şubat 2017 tarihli duruşmada ise duruşma salonunda çevik kuvvet polisi olmadığı, yalnızca mübaşirin yanında üniformalı bir polisin görev yaptığı görüldü. Davanın mübaşiri daha çok avukatlarla ve hâkimle ilgilenirken; salondaki polisin, aslında mübaşirin yapması gereken işleri üstlenerek, duruşmayı izleyenlere sürekli olarak telefon kullanımı, bacak bacak üstüne atılması gibi konularda uyarılarda bulunması dikkat çekti.

Duruşmada, Metin Bekiroğlu, Şerif Can Can, İlhami Bayar, Muhammet Kaya, Baki Atman, Ethem Üzer, Cahit Şarlı katılanlar olarak kendilerine ayrılan yerde; Lice Adalet Arıyor Platformu’nun sözcüsü Şiyar Kaymaz ve davanın avukatı Sidar Avşar müşteki avukatına ayrılan bölümde; sanık Eşref Hatipoğlu’nun avukatı Mehmet Eren Turan ise yine sanık avukatlarına ayrılan bölümde oturdu. Duruşma salonunda ayrıca CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ve HDP İzmir İl yöneticileri bulundu.

Dava İzleme Ekibine Yaklaşım ve Görev Mektubu

Dava izleme ekibi yaka kartlarını takarak izleyici bölümüne otururken davanın eskizlerini çizen Vardal Caniş de orta sıralardan birinde oturdu ve eskizleri çizmeye başladı.

Duruşma salonunda görevli olarak bulunan üniformalı polisin sürekli dava izleme ekibini gözlediği ve zaman zaman uyarılarda bulunduğu görüldü.

Görev mektubu mahkeme heyetine teslim edildiğinde mahkeme başkanı, “Geçen sefer kabul etmiştik bu başvuruyu, her zaman bunu onaylayacak mıyız?” dedi ancak yine de görev mektubunu dava dosyasına ekledi.

Mahkeme Heyetinin Tutumu ve Dikkat Çeken Noktalar

Genel olarak, mahkeme heyetinin ve savcının, mağdur avukatları ile konuşurken seslerini yükselttikleri, ifade verdikleri sırada ise mağdurları dinlemedikleri gözlemlendi. Ayrıca sanık avukatı ile hâkimin kendi aralarında ne söylenildiği duyulmadığı için anlaşılmayan espriler yaptıkları ve zaman zaman birbirlerine bakarak güldükleri görüldü.

Duruşmanın başında müşteki avukatı Sidar Avşar’ın sunduğu yeni tanık listesine ilişkin olarak ise heyet başkanının “Sürekli tanık gösteriyorsunuz, bu böyle bitmez,” demesi dikkat çekti. Müşteki avukatı Sidar Avşar, beyanda bulunurken ve sanığa doğrudan soru sorarken, mahkeme başkanı sürekli olarak araya girerek müdahale etti.

Mahkeme başkanının sıklıkla “Böyle bir dava için soruşturma aşamasında çok az delil toplandığı” şeklinde açıklamalarda bulunduğu görüldü. Bu şekilde, mahkeme heyetinin de yeterli delil elde edilmeden söz konusu iddianamenin hazırlanmış olduğu ve kovuşturmaya da eksik ve yetersiz bir iddianameyle devam edildiği kanaatinde olduğu görüldü.

Savcının zaman zaman sanık Eşref Hatipoğlu’nu sözlü olarak koruduğu gözlendi.

Duruşmanın Ayrıntıları

İlhan Bayar’ın Yüksek Bayar’a İlişkin Talepleri 

Duruşmada, ilk olarak katliamda öldürülen asker Yüksel Bayar’ın kardeşi İlhami Bayar konuştu. İlhami Bayar, kardeşinin ölümüne ilişkin tutanakları düzenleyen kamu görevlilerinin beyanlarına başvurulmasını talep etmiş olduklarını, bu konuda henüz bir karar verilmediğini ve bu konuda karar verilmesini istediklerini dile getirdi. Bayar ayrıca olaydan sonra kardeşinin Lice Ziraat Bankası’nda bulunan banka hesaplarının boşaltılıp boşaltılmadığının ilgili bankadan sorulması yönündeki taleplerini hatırlatarak, iki yıldır hiçbir taleplerinin yerine getirilmediğini söyledi. Bayar, “Dosyamızla yeterince ilgilenilmedi,” dedi. İlhami Bayar ayrıca, Mesut Kaçgar’ın mahkeme huzurunda dinlenmesini talep ettiklerini aksi takdirde duruşmaya gelmelerinin bir anlamı olmadığını söyledi.

Çizen: Su Vardal

Şeref Can Can’ın İfadesi

Şeref Can Can ifadesinde, suç tarihinde Lice’de esnaflık yaptığını, silah seslerinin sabah 09:00’da başlayıp 16:30’a kadar devam ettiğini, ancak ateşlerin tek taraflı olduğunu, askerler ve özel harekatçılar dışında ateş eden birini görmediğini belirtti. Ayrıca 1993-1994 yıllarında Lice’de Cezaevi Komutanlığı yapan, önce uzman çavuş sonra astsubay olan, adını Nedim olarak hatırladığı kişinin, istihbaratta kendisinin PKK’ye ilaç ve gıda yardımı yaptığı iddia edildiğinden üç kez evinin topa tutulduğunu, bunları mahkeme huzurunda da söyleyeceğini dile getirdiğini belirterek bu kişinin dinlenmesini talep etti.

Daha sonra tekrar söz alan Şeref Can Can, olay sırasında askerlerin evleri yakmadan önce içeri girerek değerli eşyaları aldıklarını, bunları daha sonra duyduğunu, hatta ağabeyinin evin yakılmaması için askere para verdiğini, para verdiği askerlerin değil başka askerlerin sonradan gelerek evi yaktığını öğrendiğini söyledi. Ayrıca, iş yerlerindeki çelik kasaların dahi asker üniformalı kişiler tarafından kırılmış olduğunu, bunları gözleriyle gördüğünü, zaten kendi işyerindeki kasanın da önce kırıldığını ardından da ateşe verildiğini ekledi.

Mehmet Emin Özkan, Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde Devam Eden Dava ve Tanık Selma Özkan’ın İfadesi

1993 yılında Lice’de Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın ile birlikte 15 kişinin öldüğü olaylarla ilgili olarak o dönem yapılan yargılama sonucunda aralarında Mehmet Emin Özkan’ın da bulunduğu dört kişi hapis cezasına çarptırılmıştı. Mehmet Emin Özkan PKK’den ayrılan iki kişinin ifadeleriyle mahkûm olmuştu. Daha sonra bu kişiler ifadelerinin işkenceyle alındığını söylese de durum değişmemiş ve Yargıtay cezasını onamıştı. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın zamanaşımına bir gün kala açtığı davanın iddianamesinde ise Mehmet Emin Özkan’ın söz konusu eyleme katılmadığı belirtiliyordu. Lice Davası açıldıktan sonra Mehmet Emin Özkan ile ilgili olarak Adana Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden yargılama başlatılmıştı.

16 Şubat 2017 tarihli duruşmada bu konuya ilişkin olarak söz alan katılan avukatları ise, müvekkiller nezdinde Adana Ağır Ceza Mahkemesi’nin Lice Davası’nın sonucunu beklediği, İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin ise Adana Ağır Ceza Mahkemesi’nden çıkacak sonucu beklediği intibasının oluştuğunu belirtti. Katılan avukatları, gerekirse Mehmet Emin Özkan’ın yeniden yargılanmasına ilişkin dava dosyasını mahkemeye sunabileceklerini ve bu konuda görgüye dayalı bilgileri olan tanık Selma Özkan ve Mehmet Baygeldi’nin duruşma salonunda hazır bulunduklarını hatırlatarak dinlenmelerini talep etti.

Duruşmada tanık olarak dinlenilen ve Bahtiyar Aydın’ı öldürme suçundan Diyarbakır Cezaevi’nde tutuklu bulunan Mehmet Emin Özkan’ın kızı Selma Özkan, olaylara ilişkin görgüye dayalı bir bilgisinin olmadığını, olay sırasında babası Mehmet Emin Özkan ile birlikte Lice ilçesi Yolçatı köyünde birlikte olduklarını, babasının 20 yıldır mağdur edildiğini, 80 yaşında olmasına ve hastalıklarına rağmen yıllardır tahliye edilmediğini belirtti.

Tanık Mehmet Hüseyin Baygeldi’nin İfadesi

Tanık Mehmet Hüseyin Baygeldi, davaya konu olay sırasında on yaşında olduğunu ve ilkokul üçüncü sınıfa gittiğini, okulun adının 6 Eylül İlköğretim Okulu olduğunu belirterek ifadesine başladı. Baygeldi, sabah saatlerinde okulda oldukları sırada silah seslerinin gelmeye başladığını, öğretmenlerin tüm öğrencileri bodrum katına indirdiğini, bir saat kadar sonra öğretmenlerin öğrencileri evlerine götürmeye karar verdiklerini ancak silah sesleri durmadığından daha sonra bu kararlarından vazgeçtiklerini belirtti. Birkaç saat sonra silah sesleri azalınca öğretmenlerin öğrencileri okulun kapısının önüne çıkarttıklarını, okulun önüne çıktıklarında iki tane helikopterin sağa sola ateş ettiğini gördüğünü, okula yakın olan evine gittiğinde kendi evlerinin değil ama civardaki evlerin ateşe verildiğine şahit olduğunu ve orada askerleri gördüğünü söyledi. Baygeldi, ateşlerin üç gün boyunca devam ettiğini, üç gün sonra silah sesleri kesildiğinde askerlerin eve gelerek kendilerini ilçe lisesine götürdüklerini ifade etti ve liseye götürülürken etraftaki kamuflajlı askerlerin kendilerine bakarak “Biz bu kadar kurşunu kime sıktık, bunlar nasıl ölmez,” şeklinde sözler sarf ettiğini duyduğunu belirtti. Birkaç saat lisede bekletildikten sonra tekrar eve gönderildiğini belirten Baygeldi, davaya konu olay sırasında kendi evlerinin yanmadığını ve ailesinden kimsenin ölmediğini, evlerinin daha sonra 1994 yılında yakıldığını dile getirdi.

Tanık Zafer Alak ve İbrahim Olu’nun İfadeleri

SEGBİS yöntemi ile davaya katılan Urfa Cezaevi’nde hükümlü olarak tutulan Zafer Alak ve Balıkesir Cezaevi’nde hükümlü bulunan İbrahim Olu, olaylarla bir bağlantılarının olmadığını belirttiler.

Tanık Zafer Alak ifadesinde, olay tarihinde Lice bölgesinde PKK’nin dağ kadrosunda olduğunu, bu dönemde başlarında Doktor Ali adlı bir kişinin bulunduğunu, ancak yargılamaya konu olaya katılmadıklarını beyan etti. Ayrıca Mehmet Emin Özkan’ı tanımadığını ama o dönemde hiçbir soruşturma ve yargılama yapılmadan insanlara ceza verildiğini, Mehmet Emin Özkan’a da bu şekilde ceza verilmiş olabileceğini, nitekim kendisinin de bu şekilde ceza aldığını söyledi.

Daha sonra Alak’a 18.03.1993 tarihinde verdiği ifadesi soruldu, Alak o dönemde 27 gün gözaltında kaldığını, yakalandıktan bir gün sonra kafasına silah dayatılarak kendisine yazdıkları ifadeyi imzalattıklarını, daha sonra kendisinin söylemediği şeyleri zapta geçirdiklerini belirtti. Alak ayrıca “Şemdin Sakık’ın o dönemde PKK bölge komutanı olduğunu biliyoruz. Onun konuşmasını, tanık olarak dinlenmesini istiyorum. Ben o dönemde bölge komutanı değildim,” dedi.

Tanık İbrahim Olu ifadesinde, davaya konu olaylardan önce Lice’de görev yaptığını, olay gerçekleşmeden bir ay kadar önce tayininin Ankara Güvercinlik Astsubay Okulu’na çıktığını, dolayısıyla olaya ilişkin görgüye dayalı bir bilgisinin olmadığını söyledi.

Katılan Avukatlarının Beyanları ve Talepleri

Müşteki avukatı Sidar Avşar, son beyanında davaya konu olayın çok kapsamlı olmasına rağmen toplanan delillerin yok denecek kadar az olduğunu, ancak mevcut mahkeme heyetinin de önceki heyetler gibi delil toplamak konusunda istekli olmadığını gözlemlediklerini söyledi. Avşar, keşif ve Deniz Baykal’ın, Tayfun Talipoğlu’nun, Mithat Bereket’in tanık olarak dinlenmesi taleplerinin reddedildiğini hatırlattı. Sanık Eşref Hatipoğlu’nun mahkeme huzurunda savunma yapmadığını, yalnızca sorulara cevap verdiğini ileri süren Avşar, sanığın tekrar huzurda savunma yapmak üzere çağırılmasını talep etti. Ayrıca görgüye dayalı bilgisi olan Şemdin Sakık’ın da tanık olarak dinlenilmesini isteyerek, keşif talebini de yinelediklerini ifade etti. Daha sonra söz alan Savcı ise avukat Sidar Avşar’ın beyanları nedeniyle reddi hâkim talebi olup olmadığını sordu. Bunun üzerine müşteki avukatı Sidar Avşar, bunu daha sonra değerlendireceklerini söyledi.

Müşteki avukatı Halil Dönmez ise, avukat Sidar Avşar’a katıldığını, olay yerinde keşif yapılması gerektiğini, bu işlemin aslında çok daha önceden yapılmış olması gerektiğini, kurşunların hangi istikametten geldiğinin ancak keşif sırasında tanıkların dinlenmesiyle ortaya çıkarılabileceğini, mahkemenin tüm deliller toplanmadan apar topar karar verme çabası içerisinde olduğunu söyledi.

Çizen: Su Vardal

Ara Kararlar

Mahkeme heyeti, İlhan Bayar’ın banka hesaplarının incelenmesi talebini kabul ederek Lice Ziraat Bankası’na müzekkere yazılarak 1993 yılı ve öncesinde Yüksel Bayar’a ait hesap hareketlerinin bildirilmesinin istenmesine karar verirken; Yüksel Bayar’ın ölümüne ilişkin tutanağı hazırlayan kişilerin tanık olarak dinlenmesi yönündeki talep hakkında daha sonra karar verilmesine hükmetti.

Mahkeme heyeti bununla birlikte, Şeref Can Can’ın ifadesinde adı geçen Nedim adlı kişinin 1993-1994 yıllarında Lice Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda görev yapıp yapmadığının Diyarbakır İl Jandarma Komutanlığı’ndan sorularak, açık kimlik ve adres bilgisinin bildirilmesinin istenmesine ve daha sonra dinlenmesi için gerekli işlemlerin yapılmasına karar verdi.

Mahkeme heyeti ayrıca Mehmet Emin Özkan’ın yargılandığı Adana Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki dosyanın ayrıntılı olarak incelenmesine ve Özkan’ın bir sonraki duruşmada tanık olarak dinlenmek üzere hazır edilmesine karar verdi.

Mahkeme heyeti, Şemdin Sakık’ın davaya bir katkı sunmayacağını, Deniz Baykal, Tayfun Talipoğlu, Ünal Erkan ve Mithat Bereket’in dinlenilmesi yönündeki taleplerin de geçen duruşmada zaten reddedilmiş olduğunu belirtti ve müşteki avukatların bu yöndeki taleplerini tekrar reddetti.

Duruşma sonrasında Lice Adalet Platformu ve CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu bir basın açıklaması yaparak adil yargılanma hakkına ve davadaki cezasızlık tehlikesine dikkat çekti.

Bir sonraki duruşma 18 Mayıs 2017 tarihinde saat 10:00’da görülecek.

* Bu rapor, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu ve Açık Toplum Vakfı tarafından desteklenen “Genç İnsan Hakları Savunucularının Cezasızlıkla Mücadele için Güçlendirilmesi” projesi kapsamında yargısal uygulamanın izlenmesi amacıyla Hakikat Adalet ve Hafıza Çalışmaları Derneği ve Şırnak Barosu’nun ortak yürüttüğü Dava İzleme çalışması kapsamında hazırlanmıştır.