Murat Çelikkan için Özgürlük!

Özet

Murat Çelikkan, Hafıza Merkezi Eş Direktörü

Özgür Gündem Nöbetçi Yayın Yönetmenliği kampanyasına katıldığı gerekçesiyle verilen hapis cezası kesinleşen Eş Direktörümüz Murat Çelikkan 14 Ağustos Pazartesi günü cezaevine giriyor.

Çelikkan, Özgür Gündem Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği kampanyasına katıldığı ve bir günlük genel yayın yönetmenliği yaptığı gerekçesiyle, gazetenin o günkü nüshasında yer alan bazı haberler gerekçe gösterilerek 16 Mayıs 2017’de Terörle Mücadele Kanunu kapsamında terör örgütü propagandası yapmak suçlamasıyla 18 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Murat Çelikkan’ın hapis cezasına yönelik itiraz 6 Haziran 2017 tarihinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’ne yapılmış, mahkeme yapılan istinaf başvurusunu 20 Haziran’da reddetmişti. CMK 272 maddesi gereği karar temyiz yoluna kapalı ve kesin bu karara karşı başka bir başvuru yolu bulunmuyor.

Eş Direktörümüz Murat Çelikkan için, Özgür Gündem’e destek olmak amacıyla katıldığı basın özgürlüğü kampanyası sebebiyle, kendisinin düşünce ve ifade özgürlüğü ihlal edilerek verilen bu karar kabul edilemez.

Murat Çelikkan’a verilen hapis cezası eşitlik ve adalet ilkelerine de aykırıdır. 100’ün üzerinde ismin katıldığı kampanyada 38 kişiye dava açılmış, ceza alan 18 nöbetçi yayın yönetmeninin cezaları 2 yıl ertelenirken,  katılımcılardan yalnızca Murat Çelikkan’ın cezası “duruşmadaki davranışları ile yeteri kadar pişmanlık göstermemiş olması”sebebiyle ertelenmemiştir.

Hafıza Merkezi olarak Özgür Gündem’i ve Özgür Gündem’le dayanışma gösterenleri hedef alan bu sürece itiraz ediyoruz. Murat Çelikkan’a yönelik verilen ayrımcı kararın, Türkiye’de medya çalışanları ve akademisyenlerden sonra hak savunucularının da hedefe konulması süreci ile bağlantılı olma ihtimalinden endişe duyuyoruz.

İnsan hakları hapsedilemez. İnsan hakları savunucuları hapsedilemez.
Murat Çelikkan için özgürlük!

Murat Çelikkan Kimdir?

Gazeteci Murat Çelikkan, aynı zamanda Türkiye’nin çok sayıda insan hakları örgütünün (İnsan Hakları Derneği, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi, Yurttaşlık Derneği) kuruluşunda yer almış deneyimli bir insan hakları aktivistidir. Yaygın ve sistematik işkencenin önlenmesi, ifade, basın ve gösteri yürüyüşleri özgürlüğü, mülteci hakları, demokratik hak ve özgürlükler üzerine gerek gazeteci, gerek aktivist olarak çalışmalar yürüttü.

Şu anda Hakikat Adalet Hafıza Merkezi’nin (Hafıza Merkezi) Eş-Direktörü olan Çelikkan burada 7 yıldır zorla kaybetmeler ve ağır insan hakkı ihlallerinde cezasızlık sorunu üzerine çalışıyor. Çelikkan’ın kurucularından olduğu Hafıza Merkezi, Türkiye’de gerçekleşen zorla kaybetmelere dair doğrulanmış vakaların veri tabanını oluşturuyor. Kendisi aynı zamanda, özellikle Türkiye’deki Kürt meselesi bağlamında barış üzerine yaptığı çalışmalarla biliniyor. Resmi olarak inkar edilen Ermeni Soykırımı üzerine geçmişle yüzleşme ve tarihsel diyalog perspektifiyle çeşitli makaleler yazdı ve sunumlar yaptı. Çelikkan, Orta Doğu Teknik Üniversitesi mezunu ve Columbia Üniversitesi İnsan Hakları Çalışmaları Enstitüsü’nün düzenlediği Tarihsel Diyalog ve Hesap Verebilirlik Birliği (The Alliance for Historical Dialogue and Accountability) bursiyerlerinden.

Arka Plan

Fotoğraf: Yann Renoult, Özgür Gündem’e destek için 17 Ağustos 2017 tarihinde İstanbul’da yapılan eylemden.

Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği Kampanyası

Çözüm sürecinin kesintiye uğraması sonrası 24 Temmuz 2015’le başlayan çatışmalı süreçte, Kürt basınının en önemli yayın organlarından Özgür Gündem sayısız soruşturma, dava ve sansürle karşı karşıya kaldı.

Bu baskı politikasına karşı 3 Mayıs 2016’da Basın Özgürlüğü Günü’nde “Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği” kampanyası başlatıldı. Kampanya başlangıcında yapılan basın toplantısında gazetenin Genel Yayın Koordinatörü Ahmet Birsin, 2015 Temmuz ayından itibaren Özgür Gündem’e dönük 80 dava açıldığını duyurdu. Birsin’in verdiği bilgilere göre Terörle Mücadele Kanunu kapsamında açılan 99 soruşturmadan 51’i, basın savcılığının 301. Maddeden açtığı 47 soruşturmadan da 29’unun davaya dönüşmüştü.

20 Haziran 2016’da üç Nöbetçi Genel Yayın Yönetmeni, Erol Önderoğlu, Ahmet Nesin ve Şebnem Korur Fincancı tutuklandı, 10 gün tutuklu kaldılar.

7 Ağustos 2016’da sonuçlanan bu kampanyaya dayanışma amaçlı katılan 100 kişiden 49’una soruşturma açıldı. Bu soruşturmalardan 11’i takipsizlikle sonuçlandı, 38 dosya davaya dönüştü. 38 nöbetçi genel yayın yönetmeninin yargılaması 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (TMK) 7/2 maddesi (Terör örgütü propagandası yapmak) ve 6. maddesi (Terör örgütlerinin bildiri veya açıklamalarını basma veya yayınlamak) ihlali üzerinden yapıldı. [1]

Kampanya döneminde görev yapan eski Özgür Gündem Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Aykol ile gazete yazarları Mehmet Ali Çelebi ve Hüseyin Bektaş’ın davaları Ayşe Düzkan, Ragıp Duran’ın davalarıyla birleştirildi.

Bu süreçte ayrıca Celal Başlangıç’ın yayın yönetmenliğinde yayımlanan bir yazıdan dolayı Ömer Ağın, Cengiz Baysoy’un yayın yönetmenliğinde yayımlanan bir yazıdan dolayı İmam Canpolat ve Jülide Kural’ın yayın yönetmenliğinde yayımlanan bir makaleden dolayı İlham Bakır hakkında da dava açıldı.

Nöbetçi genel yayın yönetmenlerine ilişkin süren davalarda bugüne dek, 18 kişi hakkında 62 bin lira ve 220 ay 15 gün hapis cezası verildi. Nöbetçi yayın yönetmenlerinden Murat Çelikkan’a verilen 18 ay ceza ile, yayımlanan yazısı nedeniyle yargılanan İmam Canpolat’a verilen 15 ay ceza ertelenmedi. Diğer cezalarda hükmün açıklanmasının geri bırakılması yoluyla ertelemeye gidildi.

Kampanyanın Arka Planı

Türkiye’de basın son yıllarda artan bir şekilde sistematik ve kapsamlı bir saldırı altında kaldı. Medya sahipliği hükümetin baskısıyla el değiştirdi, medyaya Cumhuriyet tarihinde görülmemiş maddi cezalar kesildi, medya patronları hükümetin hedefine oturan muhabir ve programcıları kovmak ya da ekrandan çekmek zorunda kaldı; sansür ve oto sansür norm haline geldi.

Gazeteciler olağan habercilik faaliyetleri nedeniyle “terör örgütü üyesi olmak” ya da “terörizm propagandası yapmak” suçlamasıyla karşı karşıya kaldı. Muhalif gazete yöneticilerinin ve gazetecilerin çoğu tutuklandı. Bugün Türkiye cezaevlerinde 164 gazeteci var[2]. “Terörle mücadele” kapsamında gözaltına alınan hükümete yakın çevrelerin akrabaları, adresleri ve yerleri belli olduğu gerekçesiyle hukuki olarak salıverilirken, gazeteciler için tutukluluk cezaya dönüştürülmüş durumda. Gözaltına alınan yabancı gazeteciler ise hiçbir hukuki gerekçeye dayandırılmaksızın, hükümetin ülkelerindeki “terörle” ilişkilendirdiği insanlara karşı rehin olarak cezaevlerinde tutuluyor.

Gazetecileri Koruma Komitesi’nin (CPJ) “Kuşatma Altında Gazetecilik/Journalism Under Siege raporuna göre Türkiye’de medya özgürlüğünü yok etmek üzere kullanılan yöntemler şunlar:

  • Hükümet yanlısı bir medya yaratmak üzere medya sahipliğinin el değiştirmesi
  • Hükümeti eleştiren medya gruplarına karşı vergi cezası uygulaması
  • Hükümet yanlısı medyaya reklam desteği
  • Medya üst kurulunda hükümet egemenliği oluşturma
  • Muhalif gazetecilerin akredite edilmemesi
  • Hükümeti eleştiren gazetecilerin kovulması
  • Hükümete muhalif medya organlarına ve gazetecilere baskı uygulanması ve saldırılar tertip edilmesi
  • Araştırmacı gazeteciliği kriminalize eden yasal düzenlemeler yapılması, terörle mücadele yasalarının gazetecilik faaliyetini engellemesi, internete sansür uygulanması
  • Gazetecilerin gözaltına alınması, tutuklanması ve hapsedilmesi
  • PKK ile çatışmayı haberleştiren gazetecilerin yargılanması, gözaltına alınması, tutuklanması ve mahkum edilmesi
  • Muhalif medya organlarının satın alınması

Bütün bunlara ek olarak 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında çıkartılan Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) 158 medya kuruluşu kapatılmış durumda.

7 Haziran 2015 seçimleriyle birlikte 21 Mart 2013’te Diyarbakır Newroz’unda okunan Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla başladığı kabul edilen barış/çözüm süreci sona erdi ve tekrar çatışmalı sürece girildi. Bu tarihten sonraki hükümet/devlet politikasındaki değişikliği gösteren önemli gelişmeler Kürt illeri için 1 yılı aşan abluka sürecinin başlaması , milletvekili dokunulmazlığının kaldırılmasıyla haklarında hızla mahkumiyet kararları verilen HDP milletvekillerinin cezaevine atılması ve bir kısmının milletvekilliğinin düşürülmesi ve ‘’Bu suça ortak olmayacağız’’ adlı barış bildirisini imzalayan 1,128 akademisyenin (2. aşama imzacılar ve destekçileriyle bu sayı 3000’in üzerine çıktı) uğradığı baskılar ve bu bildiriyle ilgili basın açıklaması yapan 4 akademisyenin tutuklanması oldu. Bu süreçle birlikte Kürt sivil toplum örgütleri kapatıldı, ablukalara dair ağır insan hakları ihlallerine yönelik rapor hazırlayan hak örgütleri operasyona uğradı, kısaca Kürt meselesi bir güvenlik sorunu olarak değerlendirilerek şiddet politikalarına karşı çıkan herkes hükümetin hedefi haline geldi.

Kürt muhalefetinin sesi olarak adlandırılabilecek Özgür Gündem de bu saldırılardan nasibini alan bir gazete.

Kapatma ve Diğer Davalar

Özgür Gündem gazetesi 16 Ağustos 2016 tarihinde İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği’nin verdiği kararla “terör örgütü propagandası yaptığı” iddiasıyla geçici olarak kapatıldı. Kapatılma kararı ardından gazete binasını basan özel harekat polisleri aralarında o esnada haber takibi yapan İMC TV ve DİHA çalışanları da dahil 24 gazeteciyi gözaltına aldı.

Özgür Gündem’in eski genel yayın yönetmeni Eren Keskin’in, yazarlarından Filiz Koçali’nin ve gazeteci Ragıp Zarakolu’nun da evlerine polis baskını yapıldı. 22 Ağustos 2016’da Genel Yayın Yönetmeni İnan Kızılkaya ve Yazıişleri Müdürü Zana Bilir sevk edildikleri nöbetçi hakimlik tarafından tutuklandı.

Yazar ve yönetim kadrosundan aralarında Aslı Erdoğan 19 Ağustos’ta, Necmiye Alpay ise 31 Ağustos’ta tutuklandı. Yayın danışma kurulu üyeleri Erdoğan ve Alpay’la birlikte eski yazıişleri müdürü Zana Kaya 29 Aralık 2016’da tahliye edildiler.

“Özgür Gündem Ana Davası” olarak anılan ve Yayın Danışma Kurulu Üyeleri, yönetici ve yazarları olan Necmiye Alpay, Aslı Erdoğan, Ragıp Zarakolu, Filiz Koçali, Eren Keskin, Zana Kaya, Kemal Sancılı, İnan Kızılkaya ve Bilge Oykut’un da yargılandığı bu dava kapsamında eski Genel Yayın Yönetmeni İnan Kızılkaya halen tutuklu, gazetenin İmtiyaz Sahibi Kemal Sancılı da 3 Ocak 2017 itibariyle tutuklu bulunuyor. Kızılkaya ayrıca nöbetçi genel yayın yönetmenlerinin yargılandığı 38 davanın da sanığı.

Bunların dışında gazetenin eski Genel Yayın Yönetmeni Eren Keskin ve eski Sorumlu Yazıişleri Müdürü Reyhan Çapan hakkında devam eden 95 davanın yanısıra  çeşitli yazarlar hakkında da açılmış 29 dava bulunmaktadır.

Özgür Gündem nihai olarak 29 Ekim 2016 tarihinde yayımlanan 675 sayılı KHK ile kapatıldı.

Özgür Gündem’in 1990’lardaki Hikayesi

İlk olarak 30 Mayıs 1992’de yayın hayatına başlayan Özgür Gündem’in ilk yayın sürecinde gazete muhabirleri Hafız Akdemir (8 Haziran 1992, Diyarbakır), Yahya Orhan (31 Temmuz 1992, Batman), Hüseyin Deniz (9 Ağustos 1992, Urfa) ve yazar Musa Anter (20 Eylül 1992, Diyarbakır), Kemal Kılıç (18 Şubat 1993, Urfa) uğradıkları silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirdi; Burhan Karadeniz (5 Ağustos 1992, Diyarbakır) saldırıdan yaralı kurtuldu, felç kaldı. Gazetenin Bitlis muhabiri Ferhat Tepe (28 Temmuz 1993) ve Urfa muhabiri Nazım Babaoğlu (12 Mart 1994) zorla kaybedildi.

10 Aralık 1993’te gazetenin İstanbul’daki merkez ofisi basıldı, çalışanları gözaltına alındı, 14 Mayıs 1994’te de mahkeme kararıyla kapatıldı. Gazete 683 günlük yayın hayatı boyunca toplam 335 gün kapalıydı, 580 sayısının 486’sı hakkında dava açıldı, birçok çalışanı hapsedildi. Sorumlu yazı işleri müdürleri hakkında toplam 147 yıl hapis cezası, 20 milyar 45 milyon lira para cezası verildi.

Özgür Ülke, Yeni Politika, Demokrasi, Ülkede Gündem, Özgür Bakış, Yedinci Gündem, Ülkede Özgür Gündem, Toplumsal Demokrasi, Gündem, Güncel, Yedinci Gün, Alternatif gibi değişen isimlerle yayına devam eden ardılları da sürekli kapatılma, toplatma, dağıtım engelleri gibi yaptırımlara maruz kaldı.

Özgür Ülke Gazetesi’nin İstanbul Kardırga’daki merkez binası ve Ankara bürosuna 2 Aralık 1994’te eş zamanlı yapılan bomba saldırıları neticesinde gazetecinin ulaştırma görevlisi Ersin Yıldız yaşamını yitirmiş, 23 gazete çalışanı ise yaralanmıştı. Bombalı saldırısı sonrası bir grup gazeteci ve aydın, Taksim’de gazete satarak gazeteye destek vermişti.

2011: Özgür Gündem Yeniden

17 yıl aradan sonra 4 Nisan 2011’de tekrar “Özgür Gündem” adıyla yayına devam edilmeye başlandı.

Gazetenin 24 Mart 2012 tarihli sayısında örgüt propagandası yapıldığı iddiasıyla İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından toplatma kararı çıkarıldı ve bir ay süreyle yayın durdurma cezası verildi. Karara yapılan itirazın kabul edilmesinin ardından gazete 30 Mart 2012’de yeniden yayına başladı.

KCK Basın Davası

20 Aralık 2011’de “KCK Basın Komitesi” adı altında düzenlenen operasyon kapsamında Özgür Gündem, Dicle Haber Ajansı, Demokratik Modernite Dergisi, Azadiya Welat ve Fırat Dağıtım’a düzenlenen polis baskınları sonucunda 49 basın çalışanı gözaltına alındı. 24 Aralık’ta savcılığa çıkarılan gazetecilerden 32’si tutuklandı. Tutuklu gazetecilerin 10’u Özgür Gündem çalışanıydı.

KCK Basın Davası’nda yargılama 10 Eylül 2012’de başladı ve tutukluların 17’si yargılama sürecinde tahliye edildi. Diğer tutukluların tahliyesi ancak Özel Yetkili Mahkemeler’in (ÖYM) kaldırılması sonrası gerçekleşti. Yargılamanın başlamasından önce Özgür Gündem adına yapılan açıklamada, Kürt basınına operasyonun 2009 yerel seçimlerinden sonra Diyarbakır merkezli başlatılan “KCK” operasyonlarının bir parçası olduğu ve hazırlıklarının üç yıl öncesine dayandığı ifade ediliyordu.

“Türkiye tarihinin en büyük gazetecilik davası” olarak anılan KCK Basın Davası’nın 13 Ocak 2014’te görülecek duruşması öncesi, tutuklanan meslektaşlarının serbest kalması çağrısında bulunan gazeteci ve yazarlar bir imza kampanyası başlattı.

ÖYM’lerin kaldırılması sonrası “KCK Basın Davası”nda yargılamanın devam etmesinin Anayasa’ya aykırılığı gerekçesiyle dosyanın Anayasa Mahkemesi’nce incelenmesi talebini kabul eden İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi, dosyayı 6 Kasım 2014’te Mahkeme’ye iletti. Ancak Anayasa Mahkemesi’nden herhangi bir yanıt gelmemesi üzerine davaya devam etme kararı alarak 8 Nisan 2016’da yargılamayı yeniden başlattı.

Kasım 2016’da Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü’nün, gazetecilerin yargılandığı İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ne yazı yazarak bilgi istemesi sonucu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) yargılanan gazetecilerin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 1., 3., 5. ve 10. Maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal edilip edilmediğini hükümete sorduğu öğrenildi. Üç defa savunma tarihini erteleyen hükümetin 14 Haziran 2017 tarihli karşı savunmasında, yargılanan 46 gazeteciden “örgüt üyesi” olarak bahsedilirken, “iddianamenin kapsamı, davanın kompleks yapısı ve mevcut delil durumu açısından” tutukluluk sürelerinin makul olduğu ileri sürüldü. Davanın 20 Haziran 2017 tarihli son duruşmasında, yeni atanan Mahkeme Başkanı Hakan Türkün’ün KHK kapsamında Emniyet’e müzekkere yazılarak yargılanan gazetecilerin pasaportlarının iptalini istediği öğrenildi. Bir sonraki duruşma 13 Ekim 2017’de görülecek.


[1] Haklarında dava açılanlar: A. Kumru Başer, Ahmet Nesin, Ayşe Batumlu, Ayşe Düzkan, Beyza Üstün, Can Dündar, Celal Başlangıç, Celalettin Can, Cengiz Baysoy, Çilem Küçükkeleş, Derya Okatan, Dicle Anter, Erol Önderoğlu, Ertuğrul Mavioğlu, Faruk Balıkçı, Faruk Eren, Fehim Işık, Hüseyin Tahmaz, Hakkı Boltan, Hasan Cemal, Hasan Hayri Şanlı, İbrahim Bodur, İhsan Çaralan, Jülide Kural, Murat Çelikkan, Murat Uyurkulak, Nadire Mater, Necmiye Alpay, Nevin Erdemir, Öncü Akgül, Ragıp Duran, Said Sefa, Şanar Yurdatapan, Şebnem Korur Fincancı, Tuğrul Eryılmaz, Veysi Altay, Yıldırım Türker.

[2] Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu (TGDP), 4 Ağustos 2017 itibariyle, https://tutuklugazeteciler.blogspot.com.tr/

Zaman Çizelgesi

  • 14 Ağustos 2017 Murat Çelikkan cezaevine teslim oldu.
  • 20 Haziran 2017 İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin onsekiz aylık  mahkûmiyet kararı aleyhine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi’ne yapılan istinaf başvurusu reddedildi. CMK 272 maddesi gereği karar temyiz yoluna kapalı ve kesin bu karara karşı başka bir başvuru yolu bulunmuyor.
  • 6 Haziran 2017 İnsan hakları savunucusu Murat Çelikkan’a yönelik İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği 18 ay hapis cezasına yönelik avukatı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi’ne istinaf başvurusunda bulundu.
  • 16 Mayıs 2017 İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Murat Çelikkan için Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2. maddesinde belirtilen terör örgütü propagandası yapmak suçlamasıyla 18 ay hapis cezası verdi.
  • 7 Ağustos 2016 Nöbetçi Genel Yayın Yönetmeni kampanyası sonra erdi. Kampanyaya 100 gazeteci destek verdi. Kampanyaya dayanışma amaçlı katılan 100 kişiden 50’sine soruşturma açıldı. Bu soruşturmalardan 11’i takipsizlikle sonuçlandı, 38 dosya davaya dönüştü. 38 nöbetçi genel yayın yönetmeninin yargılaması 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (TMK) 7/2 maddesi (Terör örgütü propagandası yapmak) ve 6. maddesini (Terör örgütlerinin bildiri veya açıklamalarını basma veya yayınlamak) ihlali üzerinden yapıldı.
  • 20 Haziran 2016 Üç Nöbetçi Genel Yayın Yönetmeni, Erol Önderoğlu, Ahmet Nesin ve Şebnem Korur Fincancı tutuklandı, 10 gün tutuklu kaldılar.
  • 13 Haziran 2016 Murat Çelikkan’ın nöbetçi yayın yönetmeliği ile ilgili savcılık sorgusu gerçekleşti.
  • 24 Mayıs 2016 Murat Çelikkan Özgür Gündem gazetesi için nöbetçi yayın yönetmenliği yaptı.
  • 3 Mayıs 2016 Özgür Gündem’e yönelik baskı politikasına karşı Basın Özgürlüğü Günü’nde “Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği” kampanyası başlatıldı.
  • 24 Temmuz 2015 Çözüm süreci resmen sona erdi. Sonrasında Kürt meselesi ekseninde başlayan çatışmalı süreçte Özgür Gündem’e yönelik soruşturma, dava ve sansür süreci başladı.