Türkiye’de Zorla Kaybetmeler Gerçeği

 

rapor-21-01

30. Başbakan Tansu Çiller’in görev yaptığı 25 Haziran 1993 – 6 Mart 1996 tarihleri arasında gerçekleşen zorla kaybetme vakaları için tıklayın.

Türkiye’de devletin insanları zorla kaybetmesinin tarihi Cumhuriyet’in ilk yıllarına kadar uzansa da, bu suçun çok daha yaygın bir biçimde uygulanışı Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ile Kürdistan Işçi Partisi (PKK) arasında 1984’de başlayan silahlı mücadele bağlamında Kürtlere yönelik olmuştur. Bu suçun en yoğun uygulandığı dönem ise düşük yoğunluklu savaş konseptinin en sert uygulandığı 1993-1996 yılları arası.

Kaybedilenler genellikle evlerinden, iş yerlerinden veya kamuya açık alanlardan tanıkların huzurunda resmi görevliler tarafından gözaltına alınarak ve gözaltına alındıkları açıkça ifade edilerek kaybedildi. Zorla kaybetme, Kürt toplumu üzerinde muazzam bir dehşet yarattı, hem kaybedileni hem de kaybedilenin yakınlarını çok boyutlu, sürekli ve sistematik bir şiddete maruz bıraktı.

rapor-22-02 

Silahlı çatışma sonucu asker, militan ve sivil ölümlerine dair güvenilir rakamlar Türkiye’de henüz mevcut degil. Görece daha güvenilir rakamlar, diger ülkelerde de oldugu gibi, veri kaynaklarına etkin erişimin mümkün olduğu çatışma sonrası dönemlerde elde edilebiliyor. Türkiye’de mevcut veriler hâlihazırda tamamen devlet kaynaklı. Elimizde başka veri olmadığı ve savaşın bilançosuna dair bir fikir vermek istediğimiz için her şeye rağmen kullandığımız bu verilere belli bir mesafe ve şüpheyle yaklaşmak gerektigini önemle not ederiz.

rapor-22-01

rapor-26-02

Türkiye Cumhuriyeti PKK’ye karsı 80’li yılların basında takındıgı “üç beş çapulcu” yaklaşımını 90’lı yıllarda terk eder. Bu çerçevede iki önemli gelişme, olaganüstü hal uygulamalarının hayata geçirilmesi ve devletin askeri, siyasi ve idari kurumlarının yeni ‘düşman’ konseptine uygun olarak dönüstürülmesi olur.

rapor-23-01

Türkiye’de toplam kaç kişinin zorla kaybedildiğine ilikin kesin ve net bir veri henüz ortaya koyulmadı. Ancak bu alanda çalışmış tüm kurumların listelerini incelediğimizde, 12 Eylül 1980 darbesinden bugüne toplam kaybedilen kişi sayısını, bunun kesin olmayan ve doğrulanması gereken bir rakam olduğunu hatırda tutarak, 1,352 olarak görmekteyiz.18 Bu kesin olmayan verilere göre 1993 yılında 108 olan zorla kaybedilen kişi sayısı 1994 yılında 532’ye çıkmıstı. Bu muazzam artış, zorla göç verileriyle ve yasadısı ve keyfi infazlarla tutarlı bir bütünlük arz ediyor.

rapor-26-01

rapor-27-01


rapor-25-01

ÖZEL GÜVENLIK STRATEJISI VE 90’LAR SONRASI YENI SAVAS KONSEPTI:
1993 yılından itibaren dönemin Başbakanı Tansu Çiller ve Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş ekibi tarafından ‘Alan Hâkimiyeti ve PKK’yı Bölgede Barındırmama’ adıyla özel bir güvenlik stratejisi yürürlüğe konur. Bu güvenlik stratejisi esas olarak, gerilla güçlerine sivil halk tarafından verilen desteğin kesilmesi yoluyla alan hâkimiyetinin yeniden ele geçirilmesi anlamına gelmekteydi. Köylerin ve diger yerleşim birimlerinin zorla bosaltılması, ‘faili meçhul’ cinayetler ve sivil infazlar ile zorla kaybetmelerin gözle görünür bir biçimde artması tam da 1990’larda yürürlüğe konan bu yeni ‘alan hâkimiyeti’ stratejisi sonrasında oldu.
OLAGANÜSTÜ HAL VALILIKLERI (OHAL):
Olağanüstü hal uygulaması 1987’de ilk olarak sekiz ilde uygulanmaya başlandı: Bingöl, Diyarbakır, Elazığ, Hakkari, Mardin, Siirt, Tunceli, Van. Daha sonra, Adıyaman, Bitlis, Muş, Batman ve Şırnak’ın dâhil olmasıyla bu sayı 13’e yükseldi. Bazı iller 23 yıl süreyle aralıksız olağanüstü hal ve sıkıyönetim ile yönetildi. Uygulama her 4 ayda bir olmak üzere toplam 46 kez uzatıldı. Olağanüstü Hal Bölge Valiliğinin belirli yerleşim yerlerini boşaltmak veya yerleşimi yasaklamak ve giris çıkışları sınırlamak, her derecedeki eğitim kurumunun öğrenimine ara vermek, gıda maddelerinin ve hayvan yemleri ile ürünlerinin bölgeye giriş çıkışını sınırlamak ya da durdurmak, bölge sınırları içindeki tüm haberleşme araç ve gereçlerinden yararlanmak ve gerekirse bunlara el koymak gibi yetkileri vardı. Üstelik kanun hükmünde kararnameler aracılığıyla da bu kurumun statüsü ve pratikleri tamamen hukukun dısına taşındı. Olağanüstü hal uygulaması, en son Diyarbakır ve Şırnak illerinde 30.11.2002 tarihine kadar uzatılmasının ardından sona erdi. Bu uygulama, 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişiminin ardından, AK Parti hükümeti tarafından 20 Temmuz tarihinde bir kez daha, bu sefer ülke çapında uygulamaya konmuştur.
JANDARMA İSTİHBARAT VE TERÖRLE MÜCADELE BİRİMİ (JTEM):
JİTEM adıyla bilinen Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele Birimi’nin paramiliter/kontrgerilla bir yapı olarak ‘düşük yoğunluklu savaş’ stratejisi çerçevesinde zorla kaybetme, yasadısı ve keyfi infazlarda bulunduğu, bu konuda konuşan az sayıda itirafçı ve ordu mensubunun anlatımlarının merkezini olusturuyor. Bölgede uzun süre görev yapmıs Albay Arif Doğan’a göre itirafçılar, korucular, jandarma istihbaratının sivil unsurları ve ordu mensuplarından olusan karma timler PKK ile ilişkisi olduğu ya da milis olduğu iddia edilen kişileri alarak kaybediyor, işkenceyle öldürüyor, suikastlar düzenliyordu.