07-03-2017

Koruköy ve Yeni Bir Sokağa Çıkma Yasağı Dalgası

Mardin’in Nusaybin İlçesine bağlı Koruköy Mahallesi’nde (Xerabê Bava) 11 Şubat 2017 Cumartesi günü ilan edilen ve 2 Mart Perşembe günü sona erdirilen sokağa çıkma yasağı sırasında hak örgütleri ve bölge milletvekillerinin aktardığı insan hakları ihlallerine ilişkin bilgiler, sokağa çıkma yasakları sırasındaki ihlal iddialarına bir yenisini eklemiş durumda.

Koruköy’e yönelik sokağa çıkma yasağı, Mardin’in Nusaybin ilçesinde bugüne dek farklı mahallerde ilan edilen çok sayıda sokağa çıkma yasaklarının son halkası. Nusaybin’de ilan edilen yasaklar kapsamında, Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın (TİHV) yaptığı belgelemeye göre bugüne kadar en az 22 sivil (son sokağa çıkma yasağında hayatını kaybettiği iddia edilen 3 kişi hariç) yaşamını yitirdi.

Sokağa çıkma yasakları, Türkiye’de çözüm/barış sürecinin bitmesi ile 2 yılı aşkın bir süredir devam eden çatışmasızlık sürecinin sonunda başladı. Bu süreçte 11 ildeki 43 ilçede en az 200 sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Bu yasaklar sonucunda, Ağustos 2016 itibariyle en az 321 sivil (bodrumlarda ölenler hariç) yaşamını yitirmiş ve Sağlık Bakanlığı verilerine göre 355 bin kişi evlerini ve yaşadıkları yeri terk etmek zorunda kalmıştı.

Ağır insan hakkı ihlalleri iddialarıyla anılan bu uygulama aynı yaygınlıkta olmasa da yeniden başlamış görünmektedir.

Bu ve önceki yasaklar, bilindiği üzere valiler ve kaymakamlar tarafından İl İdaresi Kanunu’na göre alınan idari kararlara dayandırıldı. Avrupa Hukuk Yoluyla Demokrasi Komisyonu (Venedik Komisyonu) sokağa çıkma yasaklarıyla ilgili yaptığı tespitte, ne söz konusu idari kararların ne de İl İdaresi Kanunu’nun “Türkiye Anayasası’nda koruma altına alınan ve başta Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve içtihadı olmak üzere Türkiye’nin temel haklar alanında uluslararası yükümlülüklerinden doğan yasallık şartlarını” karşılamadığı sonucuna vardı.

Avrupa Konseyi Ne Demişti?

Bu bültenle sokağa çıkma yasağı ilan edilen Mardin Koruköy’e ilişkin hak örgütlerinin iddialarını paylaşırken geçmiş sokağa çıkma yasakları konusunda bir Memorandum yayımlayan (2 Aralık 2016) Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Nils Muiznieks’in tespitlerini de tekrar paylaşma gereği duyduk.

‘’Somut olayın şartlarından açıkça anlaşılmaktadır ki, doğaları itibarıyla sokağa çıkma yasakları ve terörle mücadele operasyonları, özel ve aile hayatına saygı hakkına, toplantı ve örgütlenme özgürlüğüne, bilgi alma ve yayma hakkına ve mal/mülk dokunulmazlığına çok ciddi kısıtlamalar getirmektedir. AİHS’in ilgili hükümleri bu haklara yapılacak herhangi bir müdahalenin kanunda öngörülmüş ve orantılı olmasını gerektirdiğine göre, ayrıca yukarıdaki değerlendirmenin ışığında, Komiser, bu haklarla ilgili olarak sistematik insan hakkı ihlallerinin gerçekleşmiş olduğunun da muhtemel olduğu düşüncesindedir.

‘’… Bütün veriler, yetkililerin insan hakları ihlalleri iddialarını gereken ciddiyetle ele almadıklarını, operasyonlar sırasında yitirilen yaşamlara ilişkin re’sen açılan ve olayları aydınlatma potansiyeli olan etkin ceza soruşturmaları yürütmediklerini göstermektedir. Öncelik, daha ziyade, güvenlik güçlerine güvence vermek ve takibattan korumakmış gibi görünmektedir. Bu iddiaları gerekli yerlere taşıyan insan hakları STK’ları ve hukukçular karalanırken güvenlik güçleri, güvenlik gücü mensuplarının şüpheli sıfatıyla muamele edildiği çok az sayıda ceza davası istisna olmak üzere, ciddi suistimal türleri için bile sadece disiplin yaptırımlarına tabi tutulmuştur. Komiser’in görüşüne göre bu durum, Türkiye’nin uluslararası yükümlülüklerine son derece uzak düşmektedir.

‘’…. Bu durum, devlet görevlileri tarafından hesap verilebilirlik konusunda Türkiye’de bir zihniyet değişikliğinin zaruretini meydana çıkarmaktadır. Komiser, Türkiye’nin yakın tarihi boyunca cezasızlığın, insan haklarına temelden ters düşen davranışları meşrulaştırarak, teşvik ederek ve insan haklarını korumak ve geliştirmek için verilen bütün gayretlerin altını oyarak, sürekli olumsuz bir etkide bulunduğu kanaatindedir…’’

Koruköy’deki İddialar

Koruköy’e yönelik operasyonun başlamasını takip eden günlerde, operasyon sırasında köyde yaşayanlara yönelik ciddi insan hakkı ihlallerinin yaşandığına dair iddialar medyada yer almaya başladı. Henüz doğrulanmamış olmakla beraber, aktarılanlara göre sokağa çıkma yasağının ilan edildiği gün 39 köylü gözaltına alınmış, 2 kişi kaybedilmiş, 3 kişi ise hayatını kaybetmişti.  Gözaltına alınanlardan 23 kişi (3 kadın 20 erkek) 24 Şubat günü, yani gözaltına alınmalarının on dördüncü gününde serbest bırakılmıştı.

Abdi Aykut’un gözaltında tutulduğu hastanede darp edilmiş görüntüleri medyaya yansımış, Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu konuyu TBMM gündemine taşımıştı.

Serbest bırakılmayan köylülerle ilgili soruşturma başlatılmış bulunuyor. Doğanlar Köyü muhtarı Muzaffer Sarı ile Koruköy’de gözaltına alınan Abdi Aykut, Vasfi Doğan, İsmail Ay ve Mecit Balörgüte yardım ve yataklıktan”, Behçet Koçhan ve Hatip Tunç ise “örgüt üyeliğinden” tutuklandı. “Örgüte yardım ve yataklık etmek” iddiasıyla mahkemeye sevk edilen Sabri Bayhan ise serbest bırakıldı.

Serbest bırakılan kişiler: Şevki Akat, Ebubekir Koçhan, Abdullah Doğan, Osman Doğan, Sabri Gürgün, Ali Gürgün, Aziz Gürgün, Edip Ay, Hüseyin Yakut, Hasan Bayhan, Türkan Bayhan, Abdulvahap Zengin, Gülbahar Toy, Şeyhmus Gök, Rıfat Bayhan, Hüseyin Tol, Nihat Göktürk, Emine Göktürk, Abdülmecit Yakut, Haydar Gölcük, Ferhan Doğan, Ferhan Bayhan, Şakir Yakut, Sabri Bayhan.

Gözaltında tutulan kişiler: Şükrü Koçhan, Şükrü Gürgün, Ekrem Ertuğrul.

Tutuklanan kişiler: Muzaffer Sarı, Abdi Aykut, Vasfi Doğan, İsmail Ay, Mecit Bal, Behçet Koçhan, Hatip Tunç.

Koruköy’de yaşananları yerince incelemek için bugüne kadar 3 heyet (18 Şubat’ta Demokratik Toplum Kongresi (DTK) ve Halkların Demokratik Partisi (HDP); 20 Şubat’ta İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Diyarbakır Barosu; 26 Şubat’ta Özgür Hukukçular Platformu) Nusaybin’e gitti ancak köye girişleri askerler tarafından engellendi. Heyetlerin yaptıkları değerlendirmelerde gözaltına alınan köylülere işkence yapıldığı, köyde evlerin karakol olarak kullanıldığı, kullanılmayan evlerin yakılıp yıkıldığı, operasyon nedeniyle yem verilemeyen hayvanların yaşamlarını yitirdiği ve köye her türlü ulaşım ve iletişimin kesildiğine dair şikâyetler öne çıktı.

Özgür Hukukçular Platformu raporundan:

“Nusaybin’e bağlı Korkuköy’de operasyon gerekçesi ile sokağa çıkma yasağının edilmesinden sonra gözaltına alma şeklinin kanuna uyulmadan yapılması, köylülerin ihtiyaçlarının giderilmesine izin verilmemesi, köylülere aşağılayıcı davranışlarda bulunulması, hakaret ve küfür edilmesi, köyde saatlerce bekletilmesi, gözltında olanlar ile köyde bulunanların farklı şekilde tehdit edilmesi, gözaltına dair bilginin şahıslara ne de ailelere verilmemesi, sürekli defalarca arama yapılması, fiziki olarak kaba dayak ve kimi yöntemler ile uygulananların, sistematik olarak ülkede yaşananların devamı niteliğinde olması ve tüm köyün etkilenmesi itibariyle ayrı ayrı işkence biçimleridir.”

Mardin Valiliği 21 Şubat tarihinde yaptığı basın açıklamasında Nusaybin ilçesine bağlı mahalle ve köylerde yürütülen operasyonlarda hukuk devleti kurallarının gözetildiği, vatandaşların can ve mal güvenliğinin ön planda tutulduğu, “4 BTÖ (Bölücü Terör Örgütü) mensubu”nun “ölü olarak ele geçirildiğini” belirtmişti.


EK 1 – 16 Ağustos 2015’ten bugüne Nusaybin’de ilan edilen sokağa çıkma yasakları nedeniyle hayatını kaybedenler.

EK 2 – 16 Ağustos 2015’ten bugüne Nusaybin’de ilan edilen sokağa çıkma yasaklarının tarihleri ve süreleri.