Cemal Kaşıkçı’nın zorla kaybedilmesi üzerine Washington Post: “Eğer haberler doğru ise yapılan canavarca ve akıl ermez”

Fotoğraf: Osman Orsal (Reuters)

Kurulduğumuz günden bu yana yüzleşme ve zorla kaybetmelerle ilgili dünya gündemini takip etmeye çalışıyoruz. Bu çabanın bir parçası olarak bugünden itibaren her hafta zorla kaybetmelerle ilgili dünya basınında yer almış bir haberi Türkçe’ye çevireceğiz. Çevireceğimiz haberler için Uluslararası Kayıp Kişiler Komisyonu’nun kayıplar üzerine günlük haber derlemelerinden faydanalacağız. Zorla kaybetme devletler tarafından insanlığa karşı işlenmiş bir suç. Bu paylaşımlarla hem bu suçu işleyenlere hem de bu suça karşı verilen uluslararası mücadeleye dikkat çekmek istiyoruz.

8 Ekim 2018 tarihli haberin ABC News sitesindeki İngilizce orijinali için tıklayın.

Türkiyeli yetkililer Suudi Arabistan kökenli gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın konsolosukta öldürüldüğüne dair kesin kanıtları olduğunu bildirirken, tanınmış gazetecinin bir arkadaşı da uzuvlarının bedeninden parçalandığını söylüyor.

Washington Post gazetesine yazan Kaşıkçı, 2 Ekim gününden beri bulunamıyor. Washington Post ise, “Eğer haberler doğru ise” yapılan canavarca ve akıl ermez” yorumunda bulundu.

Suudi yetkililer, buna karşılık, işini tamamladıktan sonra Kaşıkçı’nın konsolosluktan ayrıldığını açıkladı. Ancak konsolosluk dışında bekleyen ve içeri girerken cep telefonu dahil, herşeyini teslim ettiği nişanlısı Hatice Cengiz, saatlerce konsolosluk kapısında beklediğini ve Kaşıkçı’nın asla dışarı çıkmadığını söylüyor.

59 yaşındaki Kaşıkçı konsolosluğa evlilik hazırlıklarını tamamlamak üzere gerekli belgeleri almak için gitmişti. Kaşıkçı 2017’den beri ABD’de ikamet etmekteydi ve Washington Post gazetesine yazıyordu. Daha önce Suudi Kraliyet ailesine yakın bir kişiydi, ancak geçen yıl kendi kararı ve Suudi hükümetinin Yemen’deki savaş ile muhaliflere yaptığı baskıları eleştirdiği için kendi kararı ile “sürgün”e gitmişti.

Fotoğraf: Reuters

Kaşıkçı’nın arkadaşı ve Türk-Arap Medya Derneği Başkanı Turan Kışlakçı, Associated Press’e (AP), gazetecinin vahşi bir şekilde öldürüldüğünü söyledi ve “bu bize şöyle izah edildi” dedi, “o öldürüldü. Cenaze hazırlıklarınızı yapın.”  Kışlakçı sözlerine şöyle devam etti: “Biz başka yerleri de aradık. Bunlar daha alt düzey görevlilerdi ve şöyle konuştular: “o barbarca bir şekilde öldürüldü; bunu önümüzdeki günlerde açıklayacağız.” İsmini vermediği yetkililerle konuştuğunu belirten Kışlakçı, Cemal Kaşıkçı’ın önce bayıltıldığını arkasından da bedenin parçalandığını öğrendiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan  ise olayı yakından takip ettiğini, Türkiyeli yetkililerin kayıp ile ilgili kamera ve havaalanı kayıtlarını incelediğini belirterek “çabuk netice almak istiyoruz. Ben hala ümitliyim” dedi.

Ne varki Türkiye’den diğer kaynaklar, Reuters haber ajansına Kaşıkçı’nın konsoloslukta kasten öldürüldüğüne inandıklarını söyledi.

Suudi kaynaklar ise iddiaların asılsız olduğunu vurguluyor. Geçen hafta Prens Muhammed Bin Salman, Bloomberg haber ajansına “saklanacak bir şey yok, eğer isterlerse Türk yetkililer konsolosluk binasını araştırabilirler” demecini vermişti.

Olayın “canavarca ve anlaşılamaz” olduğunu vurgulayan Washington Post gazetesi ise “Cemal yaptığı işe inanan, cesur bir gazeteciydi,” “ülkesini sevdiği, insanlık onuru ve özgürlüğüne inandığı için yazıyordu” yorumunu yaptı.

Kaşıkçı Kimdir?

ABD’de Indiana State Üniversitesi’nden mezun olan Cemal Kaşıkçı gazeteciğe 1980lerde başladı. Sovyetlerin işgalindeki Afganistan ve yine oradaki çok uzun süreli savaştan haberler yaptı. Bunlar İngilizce yayın yapan gündelik Suudi Gazette’te yayımlandı.

Daha sonra Orta Doğu’daki geniş çaplı seyahatleri sırasında, 1990larda Cezayir’in Müslüman militanlara karşı savaşını, Sudan’da İslamiyet’in yükselişini inceledi; hatta, El-Kaide’nin oluşumundan önce de Usama Bin Ladin ile mülakat yaptı.

Bir ara Suudi kraliyet ailesi ile çok yakın ilişkileri oldu ve onların aşırı muhafazakar din adamlarını demokratikleştirmek üzere  yaptığı girişimleri destekledi.

Kısa bir süreliğine, o zaman ABD’deki elçilikte, eski bir casus şefi olan Prens Turki el-Faysal’ın basın danışmanlığını da üstlenmişti.

Hayatı boyunca yetkilileri tenkit etti, onlara karşı ılımlı Müslümanları destekleyerek Suudi Arabistan’ın, özellikle Mısır ve Suriye siyasetini eleştirdi.

Zorla kaybedilmeden kısa bir süre önce de Türkiye-merkezli muhalif bir Suriye televizyonuna, Suudi Arabistan’ın dış politikasının “bağnaz” olduğunu söylemiş ve siyasi İslami bastırma çabasını hicvetmişti.

“Arap tarihindeki bu önemli dönemde kendi duruşumu ortaya koymam gerekiyordu” diyen Kaşıkçı, “Araplar bu özgürlük anı için binlerce yıldır bekliyor” düşüncesini ileri sürdü ve “İranlıları Suriye’den çıkarmanın tek yolu Trump veya bir başkası ile işbirliği değil, Suriye devrimini destekleyerek ve bunun için Türkiye ile işbirliği yaparak olur” dedi.

Bu sözlerinden yaklaşık sekiz gün sonra Cemal Kaşıkçı’nın zorla kaybedilmesi bazı yorumcuların dikkatini çekti ve sözlerinin altında Prens Muhammed’e gizli eleştiri bulunduğuna dikkat çekildi. Kaşıkçı,  geçen yıl Washington Post’taki bir yazısında da “Kanaatimce Muhammed Bin Salman “çok seçici bir adalet uyguluyor, aynen Rus Başkanı Vladimir Putin gibi davranıyor”  düşüncesini açıklamıştı.

(Associated Press (AP)/Reuters)