Haklara Destek Söyleşileri # 2: Mezopotamya Vakfı

Celadet Alî Bedirxan öncülüğünde 15 Mayıs 1932’de yayımlanmaya başlanan Hawar Dergisi, Kürt kültür tarihi yazımı açısından büyük öneme sahip. Bu nedenle 15 Mayıs tarihi 2006’dan bu yana Kürt Dil Bayramı olarak kutlanıyor. 2013’te kurulan Mezopotamya Vakfı, Mezopotamya halklarının kendi dillerinde eğitim görmesi için kurulması hedeflenen üniversitenin önemli bir ayağını oluşturuyordu. Değişen siyasi iklimle birlikte çalışmalarını üniversitenin akademik alt yapısını güçlendirecek alanlara yoğunlaştırdılar. Mezopotamya Vakfı, aynı zamanda Haklara Destek projesi kapsamında desteklenen kuruluşlardan biri. Hafıza Merkezi’nden Gülistan Zeren, vakıftan yazar, çevirmen ve dilbilimci Zana Farqînî ile konuştu. 

Söyleşi: Gülistan Zeren

Merhaba, Mezopotamya Vakfı’nın 2013 yılında bir üniversiteye dönüşme amacıyla kurulduğunu biliyoruz. Nitekim vakfın amacını belirtirken bilimselliğe özel bir vurgu yapıyorsunuz. Önemli bir Kürt nüfusuna sahip olup öğretimin hiçbir kademesinde Kürtçeyi görmediğimiz bir coğrafyada bu ihtiyaç neden doğdu diye sormanın bir manası yok elbette. Ancak hangi toplumsal/politik koşul ve arzuların bu vakfın temellerinin atılmasına vesile olduğunu merak ediyoruz. 

Vakfın kurulduğu döneme baktığımızda gündemde hem Kürt meselesiyle ilgili bir çözüm süreci hem de Avrupa Birliğine tam üyelik için atılan önemli adımlar söz konusuydu. Böylesi bir adım için görece uygun bir ortam ve şartlar vardı. Bir Vakıf üniversitesiyle çok dilli bir eğitim ve öğretim veren daha demokratik, laik, çoğulcu ve özerk bir alternatif sunmak ve pratikte bunu geçekleştirmek niyetiyle böylesi bir girişim yapıldı.

Ana dilinde eğitim, ana dilinde savunma, ana dilin kamusal alanda kullanılması talepleri söz konusuydu. Buna öncülük yapacak bir kuruma ihtiyaç vardı. Bunlardan dolayı bir üniversite kurma fikri olgunlaştı.

Her ne kadar dünyanın birçok yerinden akademisyen ve entelektüeli bünyesinde barındıran bir vakıf olsa da Diyarbakır’da yerleşiksiniz. İsmail Beşikçi, Mezopotamya Vakfın’ın kuruluş toplantısında “Bilimsel, Özerk Üniversite ve İfade Özgürlüğü” başlıklı bir konuşma yaptı. Dönemin politik koşulları Beşikçi’nin “temennisinin” gerçekleşmesine ne kadar izin verebildi? Koşulların radikal dönüşümü karşısında nasıl hareket etmeye çalıştınız? 

Nasıl bir üniversite sorusuna verilecek cevapta ortaklaşma sağlanması için çalıştay, toplantı gibi birçok etkinlik yapıldı. İlk etapta hangi fakültelerin açılması gerektiğinden tutalım kurulacak üniversitenin bir kampüs içinde toplanıp toplanmamasına kadar neredeyse her şey tartışılıp karara bağlandı ve bunun için de stratejik eylem planı oluşturuldu. Fakat o esnada yaşanan siyasal atmosfer bu adımın atılmasına engel teşkil etti.

Bu radikal siyasal iklimin dönüşümünden sonra üniversitenin akademik altyapısını güçlendirmek için Vakıf Kürt dili, kültürü, folkloru gibi alanlarda faaliyetlerde bulunmayı önüne koyup çalışmalarını şimdilik bu sahalarda yürütüyor.

Bugün, Türkiye’de Kürtçeye yönelik tutum ve politikaları nasıl değerlendirirsiniz? 

Bugün Türkiye’de Kürtçeye yönelik durum bir geriye gidiştir. Kürtçenin görünür olmasından haz edilmiyor. Bu dilin hayatın her alanında ve her hizmette kullanılmasına karşı engellemeler var. Kürtçe konuştuğu için veya Kürtçe bir şarkı dinlediği için insanların başına nelerin geldiğini basında özellikle de sosyal medyada görüyoruz. Kürtçe müzik konserleri, tiyatro oyunları yasaklanıyor. Daha önce açılan Kürtçe lisans bölümleri, Yaşayan Diller Enstitülerdeki Kürdoloji bölümlerinin içi boşaltılıyor, Kürtçe seçmeli dersler çeşitli gerekçelerle insanların tercih etmeleri engelleniyor, Kürtçe öğretmenler atanmıyor veya yılda bir iki kişi sembolik olarak atanıyor. Hatta bazı Kürtçe öğretmenlerin branş değiştirme zorunda kaldığı bile söyleniyor. Hasılıkelam Kürtçeye yönelik tutum ve politikalardan geriye bir gidiş var.

Kurumsal araçlarla aktarılması tarihte çoğu kez yasaklanan Kürtçe folkloruna ait kültürel üretimleri derlemeye yönelik çalışmalarınızın kolektif hafızanın inşası açısından önemine dair neler söylemek istersiniz?

Vakfımız şu an bilhassa Kürt dili ve Kürt folkloruyla ilgili çalışmalar yapıyor. Kürtçenin standardizayon çalışmalarından (imla kılavuz ve Kürtçe varyant sözlüğü) hukuk terimleri ve eğitim bilimleri sözlüklerine kadar önemli çalışmalar yürütüyor. Diğer yandan folklorik ürünlerin derlemesi, yayınlanması, arşiv ve dokümantasyon çalışmaları da bir plan dahilinde yapılıyor. Vakfımızın bu alanlarla ilgili kitap basımı dışında iki peryodik yayını da var. Bir Folklora Me diğeri de Folklor û Ziman’dır. Folklora Me’de, Vakfımızın üye, çalışan ve uluslararası gönüllülerinin sahada derlemiş oldukları Kürtçe foklorik ürünleri, uluslararası hakemli bir dergi olan Folklor û Ziman’da ise dil ve folklorla alakalı Kürtçe bilimsel makaleler yayınlanmaktadır.

Kürtçe gibi resmi dil statüsüne sahip olmayan diller için folklorik ürünler, sözlü edebiyat ürünleri paha biçilmez kaynaklardır. Onlar hem ortak kültürel miras hem de kolektif hafızanın ürünleri oldukları için çok değer verdiğimiz alanlardır. Malum uygulamalardan dolayı bu folklorik ürünler ise maalesef yok olmayla yüz yüzedir. Bundan dolayı bu alanlara özel bir önem atfediyoruz. 

Daha güncel çalışmalar da yaptığınızı görüyoruz. Bu anlamda Kürtçe Hukuk Terimleri Sözlüğü çalışmanız Hafıza Merkezi olarak özellikle ilgimizi çekti. Mahkeme salonlarının da Kürtçe’nin sıklıkla yasaklı olduğu mekanlardan biri olduğunu biliyoruz. Kürtçe Hukuk Terimleri Sözlüğü’nün yaratılması sürecinden biraz bahsedebilir misiniz? 

Kürtçeyle ilgili yaptığımız çalışmalardan biri de rahmetli Tahir Elçi döneminde Diyarbakır Barosu’yla birlikte hazırlama kararı aldığımız Kürtçe Hukuk Terimleri sözlüğüydü. Bunun temel sebebi o dönemde ana dilinde savunmayla ilgili ciddi taleplerin olmasıydı. Dört yıl süren ve beş dilde (Kürtçe, Türkçe, İngilizce, Arapça ve Farsça) hazırlayıp yayınladığımız bu sözlüğü genişletme kararı aldık.

Şu an ek beş bin terimden oluşan bir taslak elimizde hazır vaziyette, yakın zamanda konunun uzmanlarından oluşan bir ekiple sözlüğümüzü hazırlayıp yayınlamayı düşünüyoruz.