22-03-2013

Bizlerin Hikayesi ‘Bûka Baranê’

49432_1

Kadir Kaçan

Geçtiğimiz hafta yapılan Hafıza Merkezi tarafından hazırlanan ‘Bûka Baranê’ filminin galasına gönüllüsü olduğum İsmail Beşikçi Vakfı emektarlarıyla beraber gittim. Yağmur çiseleye çiseleye yağıyordu. Filmin galasının yapıldığı Atlas sineması vakfa çok yakındı.

Sinemanın kapısından içeri girdiğimizde galaya vicdanlı sanatçı, eğitimci, siyasetçi ve neredeyse her kesimden gelenler olduğu dikkatimi çekti.

Kaşla göz arasında İsmail Beşikçi hocanın sevenleri onu alıp bir masaya oturttular. İsmail Hoca’nın eli bir dakika olsun boş durmadı.

Her gelen hocanın elini sıkıyor ve Sarı Hoca’nın tatlı tebessümünden payına düşeni alıyordu.

İsmail hocanın hemen yanında vakfın yönetim kurulu başkan yardımcısı avukat Ruşen Arslan ve Yazar Fehim Işık vardı.

Daha sonra İsmail hocanın yanına BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, HDP İstanbul milletvekili Levent Tüzel ve EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan geldi.

İsmail hoca Sebahat Tuncel’in elini uzun uzun sıktıktan sonra tatlı bir sohbet başladı. Zaman zaman Sebahat Tuncel ve İsmail Beşikçi’nin yüz ifadelerinde güzel tebessümler oluyordu. Sohbet koyulaştığında ricam üzerine makinamın objektifine döndüler.

Bu fotoğraf bazılarının sandığının ya da arzuladığının aksine belki de Kürtlerin, Kürtlerin dostlarının, aydınların ve Kürt siyasal hareketinin siyasi kültürünün ne kadar olgun olduğunu gösteren bir fotoğraftı. Çünkü İsmail Beşikçi kısa süre öncesine kadar BDP’yi ve genelde Kürt sorunun çözümü amacıyla atılan bazı adımları epeyce eleştiren röportajlar vermişti.

Bu kare arzuladığımız ve özlemini çektiğimiz tartışma kültürü ve demokrasininen güzel ifadesiydi.

İsmail hoca Atlas sinemasının ön taraflarına oturduk sırasına oturduk. Bûka Baranê filminin başlamasına birkaç dakika kalmıştı ki, BDP EŞgenel Başkanı Gülten Kışanak da filmi izlemek üzere salona girdi.

İsmail Hoca ile Gülten Kışanak el sıkıştılar. Aralarında tatlı bir kısa bir sohbet oldu. Film başlar başlamaz koltuklarına oturmak üzere Gülten Kışanak uzaklaştı.

Film başlamadan önce Hafıza Merkezi koordinatörü Meltem Aslan, çalışmaları hakkında seyircileri 3 dille bilgilendirdi, sonra film gösterimi başladı.

Filmde Bûka Baranê, gökkuşağı anlamında kullanılır. Kürt çocukları yağmurdan sonra güneşin rengarenk ışıklarını yansıtan gökkuşağını görünce hızla ona koşar ve altından geçmeye çalışırlar. Gökkuşağının altından geçmeyi başaranın her dileğinin kabul edildiğine inanırlar.

Hakkari’nin (Colemêrg) Yüksekova (Gever) ilçesinin Karlı (Befircan) köyünde büyüyen çocuklar da buna inanırlar.

Befircanlılar ayrıca, gökkuşağının altından geçtiklerinde cinsiyetlerinin değişeceğine, erkeklerin kız, kızların ise erkek olacağına da inandırılmışlar. Çocukların, gökkuşağı her belirdiğinde azimle ona koşmalarının bir nedeni de budur.

Kürt çocuklarının saf ve temiz duygularıyla yaşadıkları savaş dolu yılları yan yana koyan Hafıza Merkezi bu çalışmasıyla takdire değer.

Bûka Baranê filminin yönetmeni Dilek Gökçin, yapımcılığını Murat Çelikkan ve metin yazarlığını o günlere tanıklık eden İrfan Aktan yapmış.

Hafıza Merkezi bu güzel belgeseli yapma amacını şöyle dile getiriyor, “İnsanların kaybedilmesi politikalarından birinci derecede devlet görevlileri ve devletçe görevlendirilenler sorumlu, ancak bugüne kadar Türkiye’de bu insanlık suçundan hüküm giymiş hiç kimse yok. (…) Hafıza Merkezi, yaşananlara tanıklık etmek için savaşın gündelik hayatın bir parçası olarak yaşandığı bölgede bir köyde, ‘90’lı yılların başında çekilen bir ilkokul sınıf fotoğrafının belgeselini yaptı. Bu fotoğraftaki çocukların tanıklıklarıyla savaşın son 20 yılına ışık tutmak istedi.”

Bûka Baranê filmi Kürdistan’da yaşamış bir çoğumuzun hikayesidir. Hafızalarımızın en kanlı mirası olan kabuslarımızın filmidir.