21-03-2017

Kafkaslar, Ortadoğu ve Kuzey Afrikada Zorla Kaybetmeler ve Kayıplar

27 Ocak 2017, Novotel Karaköy, Tematik Atölye: Kafkaslar, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da Zorla Kaybetmeleri ve Kayıpları Haritalamak

Hakikat Adalet Hafıza Merkezi (Hafıza Merkezi) 27-28 Ocak 2017 tarihlerinde “Kafkaslar, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da Zorla Kaybetmeler ve Kayıpları Haritalamak” başlığıyla iki günlük bir atölye düzenledi.

Atölyeye Ermenistan, Rusya, Gürcistan, Suriye, Irak Kürdistan Yönetimi, İran, Lübnan, Mısır, Cezayir, Kıbrıs ve Türkiye‘de zorla kaybetmetler ve kayıplar üzerine çalışan toplam 17 STK temsilcisi katıldı. Katılımcılar sunumlarında ülkelerinde zorla kaybetmeler ve kayıplar ile ilgili geçmiş ve güncel durumu anlattılar. Bu kapsamda her sunum zorla kaybetme ve kayıplar pratiğinin gerçekleştiği siyasi arka plan, zaman aralığı, bu politikanın hedef aldığı gruplar, failler, suçun temel nitelikleri ve suçla yüzleşmek adına bugüne kadar atılmış adımlar üzerinde durdular.

Bir çalışma toplantısı olarak kurguladığımız atölyenin amacı, zorla kaybetme ve kayıplar meselelerinin bölge ülkelerindeki güncel görünümlerine dair bölgesel bir farkındalık ve ortaklık oluşturmaktı. Bu amaç doğrultusunda, atölye kapsamında yapılan ülke sunumlarından hareketle zorla kaybetmeler ve kayıplar pratiğinin her ülkedeki görünümlerini karşılaştırmalı, bölgesel bir perspektifle aktaran bir yayın/harita çalışması yürütülmesine karar verildi.

Toplantı programını indirmek için tıklayın.
Atölye katılımcı listesi için tıklayın.


Videolar

Medyascope TV’den Zeynep Ekmekçi, atölye katılımcıları ile kısa söyleşiler yaptı. Aşağıda Justice for Iran‘dan Shadi Sadr, Egyptian Commission for Rights and Freedoms‘dan Riham Wahba, Act for the Disappeared‘den Justine Di Mayo ve Güney Afrika Üniversitesi‘nden BM Zorla Kaybetmeler Çalışma Grubu eski üyesi Jeremy Sarkin ile yapılan söyleşileri izleyebilirsiniz.


Zorla Kaybetmeler ve Kayıplar Bölgesel Haritası

Yukarıda değindiğimiz gibi, atölyenin ön ayak olduğu sürecin somut bir çıktısı olarak zorla kaybetmeler ve kayıplar üzerine bölgesel bir harita oluşturmayı planlıyoruz. Böyle bir haritanın, hem sorunun öneminin altını çizmek, hem de farklı ülke bağlamlarında kayıplar mücadelesi veren aktörler arasında gerçekçi işbirliği imkânlarını değerlendirmek için faydalı bir araç olacağını düşünüyoruz.

Zorla kaybetmeler ve kayıplar bir dönem ağırlıkla askeri diktatörlüklerle ilişkilendirilirken, bugün artık özellikle 11 Eylül sonrası dönemde birçok iç çatışmada kullanılan küresel bir olgu haline geldi. Uluslararası insan hakları camiasının konu ile ilgili aciliyet duygusunda ise tüm bu eğilimlere rağmen bir azalma gözlemliyoruz. Hakikat ve adalet için 40 yılı aşkın süredir yürütülen mücadelenin ulusal ve uluslararası mekanizmalar alanında getirdiği meyveler yadsınamaz. Ancak zorla kaybetmeler ve kayıplar, geçmiş mirasları ve değişen güncel dinamikleri ile yakıcı sorunlar olmaya devam ediyor.

Zorla Kaybetmeler Çalışma Grubu (WGEID) senelik 2016 raporunda zorla kaybetmeler sayısının dünya çapında kaygı verici bir artış gösterdiğini söyledi. WGEID bu dönemde 37 devletten gelen 766 yeni kayıp vakasının kendisine raporlandığını, kurumun bu vakaların 483’ünde acil eylem prosedürünü kullandığını ve bu sayının bir önceki seneye göre üç kat fazla olduğunu söyledi. WGEID raporunda, “kısa-dönem” zorla kaybetme yönteminin, Mısır’ın da kaygı verici bir örnek olarak dâhil olduğu bir dizi ülkede artan bir eğilim olarak göze çarptığını belirtti. Suçun gözlenen bu yeni eğilimleri ve geçmişten gelen çözümsüz bakiyesi düşünüldüğünde, atölyenin hedeflediği haritalama çalışmasının bir değerlendirme olmanın ötesinde, eski ve yeni biçimleriyle konuyu tekrar gündeme getirmek için de bir imkân sunacağını düşünüyoruz.

Haritalama düşüncesinin arkasındaki bir başka gerekçe, hakikat ve adalet mücadelesini yürütenlerin içinde bulundukları farklı ülke bağlamlarının, onların sınır aşırı işbirliği imkânlarını görmelerini zorlaştırıyor olması. Lübnan’daki 1975-90 iç savaşından Kafkasya’da Dağlık-Karabağ çatışmasına, Kıbrıs’ın 1960-70’lerdeki şiddet ortamından Türkiye’nin karanlık 90’larına, Cezayir’in 1992-1998 iç savaşından Mısır’ın bugünkü baskı ortamına ve Suriye’deki uluslararası savaşa, sayılan tüm bu örnekler sınır ötesi ortaklıklar geliştirmeyi zorlaştıran özgün bağlamlara işaret ediyor. Hâlbuki birçok hak ihlalinde olduğu gibi zorla kaybetmeler de devletlerin birbirinden öğrenerek geliştirdikleri baskı yöntemleridir. Dolayısıyla, devletlerin birbirinden öğrendiği gibi bu politikalara karşı mücadele edenlerin mücadelesi de olabildiğince uluslararası olmalı.

Tüm bu sebeplerle, zorla kaybetmeler ve kayıplar üzerine bölgesel bir haritalama çalışmasının, Kafkaslar, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’yı kapsayan Tarihsel Diyalog ve Geçmişle Yüzleşmek için Bölgesel Ağı (RNHDP) için değerli bir faaliyet olduğunu düşünüyoruz. Bu çalışma, deneyimlerin birbirinden öğrenmesinden işbirliği yapması noktasına ilerlemede mütevazı ama önemli bir başlangıç olacağını düşünüyoruz.

Haritanın her ülke için aşağıdaki soruları cevaplamasını öngörüyoruz.

BÖLGESEL HARİTA REHBER SORULARI

Zorla kaybetmeler ve kayıplara dair genel durum

  • Zorla kaybetmeler/kayıplar hangi siyasi arka planda cereyan etti (etnik çatışma, askeri darbe, iç savaş)?
  • Zorla kaybetmelerin gerçekleştiği dönem nedir?
  • Hedef alınanlar kimlerdi (etnik gruplar, sosyo-ekonomik sınıflar veya azınlık grupları)?
  • Failler kimlerdi?
  • Zorla kaybetme daha geniş bir siyasi konseptin parçası olarak, sistematik biçimde mi uygulandı? Öyleyse, nasıl?
  • Zorla kaybetme ve kayıplar olgusu bugün hala devam ediyor mu, yoksa geçmişte yaşanmış ve bugün devam etmeyen bir olgu mu?

Zorla kaybetmelere yönelik alttaki başlıklara dair atılmış adımlar var mı?

  • Hakikat arayışı (bilgi edinme mevzuatı, arşivlerin gizlilik derecesini kaldırma, kayıpların akıbetine yönelik soruşturmalar, hakikat komisyonu veya ona benzer adli olmayan komisyonların kurulması),
  • Faillere yönelik soruşturma ve kovuşturma (veya herhangi bir yasal müdahale),
  • İhlallerin sebep olduğu zararın telafisine yönelik oranım politikaları,
  • Kayıpların hafızasını muhafaza etmek ve onurlandırmaya yönelik mimari anıtlar, müzeler, anma etkinlikleri,
  • Bu adımların taşıyı aktörleri kimler? Resmi aktörler mi yoksa sivil toplum kuruluşları mı? Devletin dahli varsa bu ne ölçüde söz konusu?

Kurumunuzun faaliyetleri

  • Zorla kaybetmelerle ilişkili olarak kurumunuzun misyonunu, proje ve faaliyetlerini tarif eder misiniz?
  • Ülkenizdeki mevcut siyasi iklim bağlamında kurum olarak karşı karşıya kaldığınız temel zorluklar nelerdir?
  • Karşılaştığınız teknik, yöntemsel veya lojistik gibi diğer zorluklar nelerdir?
  • Öncelik alanınızı nasıl tarif ediyorsunuz (yasal savunuculuk, belgeleme, bedenlerin bulunması ve tespit edilmesi, hafızalaştırma çalışmaları, vb.)?

Tarihsel Diyalog ve Geçmişle Yüzleşme Ağı

Yürüttüğümüz bu çalışma, 2012 yılından beri yürütmekte olduğumuz Tarihsel Diyalog ve Geçmişle Yüzleşme Ağı (RNHDP) bağlamında gerçekleşmektedir. Hafıza Merkezi olarak RNHDP kapsamındaki faaliyetlerimizi, tarihsel diyalog ve geçmişle yüzleşme alanında bölgesel bir işbirliği ağı oluşturmak amacıyla Columbia Üniversitesi’nin İnsan Hakları Çalışmaları Enstitüsü ile 2012 yılından bugüne verimli bir işbirliği içinde yürütmektedir. Bu kapsamda her yıl düzenli olarak, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Kafkaslar bölgelerini hedef alan bir tematik atölye ve bir yaz okulu düzenlemeyi hedefliyoruz. Bölgesel ağı şekillendiren Columbia Üniversitesi İnsan Hakları Çalışmaları Enstitüsü’nde yer alan Tarihsel Diyalog ve Hesap Verebilirlik için İşbirliği’ni (Alliance for Historical Dialogue and Accountability – AHDA) bu süreçte model aldığımız bir örnek oldu. Bu kapsamda bugüne kadar düzenlediğimiz diğer faaliyetler şunlardı:

2013 Tematik Atölye | 24-26 Ekim 2013
2015 Tematik Atölye | 15-16 Ocak 2015
2015 Yaz Okulu | 08-16 Haziran 2015
2016 Yaz Okulu | 13-18 Haziran 2016