26-11-2017

Tahir Elçi hakkında konuşmaya çalışmak | Orhan Kemal Cengiz

Fotoğraf: Emrah Gurel/AP

Orhan Kemal Cengiz
Hukukçu, yazar, insan hakları savunucusu 

Tahir Elçi gibi birisini anlatırken, hepimiz fili tarif eden körlere dönüşüyoruz. Neresini gördükse orasını anlatıyoruz Tahir’in; anlatmaya kalktığımızda hepimiz, kelimelerimizin kifayetsiz kaldığını, onun anlattıklarımızı çok aşan bir insan olduğunu biliyoruz. Ben de ancak Tahir’i benim dokunabildiğim, benim görebildiğim kadarıyla anlatabilirim.

Benim için Tahir, akıl ve vicdan demekti. Çok akıllıydı şüphesiz. Ama o akıl, çok güçlü bir vicdan tarafından yönetiliyordu. Acı çeken insana hiçbir zaman kayıtsız kalamayan, o acıyı dindirmek için varını yoğunu ortaya koyan birisiydi o. Çok akıllıydı; mesleğini, avukatlığını, vicdanının gösterdiği yönde, yani acı çeken insanların yardımına koşmak için en etkili bir şekilde kullanıyordu.

İmkânsızın ortasında durup, hiçbir zaman umudunu yitirmeyenlerdendi o; hepimiz için bitmek tükenmek bilmez bir umut kaynağıydı o yüzden… Ama işte, onun gibi bitip tükenmez umut kaynakları katledildiğinde, geride kalanların dizlerinin bağları çözülür; nefesleri tükenir; gözlerinin feri kaçar. İşte tam da böyle olsun diye Tahirler vurulur.

Tahir gibi insanların yeri hiçbir zaman doldurulamaz; kocaman, her dakika içinizi acıtan devasa bir boşluk bırakırlar geride… O boşluğun hiçbir zaman dolmayacağını bilirsiniz ama onun mirasını sürdürmek için de umudunuzu kaybetmemek zorundasınızdır. İşte bu yüzden çok zordur; çok ağırdır Tahir gibi insanları tanımış olmanın yükü…