AYM Hak Örgütlerinden Görüş Aldı

14/01/2015

Bianet

Anayasa Mahkemesi, Hasan Gülünay’ın gözaltında kaybedilmesiyle ilgili başvuruyu incelerken, dosya kapsamında sivil toplum kuruluşları tarafından hukuki görüş sunulmasını kabul etti. Hak örgütleri konuyla ilgili hukuki görüşlerini belirttiler.

Hasan Gülünay kimdir?

Hasan Gülünay, 20 Temmuz 1992’de İstanbul Tarabya’daki evinden işe gitmek üzere çıktı ve bir daha geri gelmedi. Olayın gerçekleşme anına dair hiç tanık bulunamadı. Eşi Birsen Gülünay iki gün sonra avukat Ulutan Gün ile görüşerek, onun yönlendirmesiyle Sultanahmet Savcılığı’na başvurdu. Hakikat Adalet Hafıza Merkezi’nin sitesindeki bilgiye göre, ayaküstü koridorda yapılan görüşmede durumu anlatan aileye savcı, Hasan Gülünay’ı tanıdığını belli ederek, “Zaten Hasan Gülünay aranıyormuş, siz de haber alırsanız gelin bize bilgi verin,” dedi.

Gözaltında olma ihtimaline karşı Gayrettepe’ye giden aileye orada olmadığı söylendi. Birsen Gülünay ve ağabeyi 1992 yılı Temmuz ayında İnsan Hakları Derneği İstanbul şubesinde açlık grevine başladı. Dokuz günlük açlık grevi sırasında aile, Demirel’e çok imzalı bir dilekçe göndererek olayı duyurdu. Birsen Gülünay ve dört çocuğu üzerinde “babamız 22 gündür yok, babamız nerede, babamızı istiyoruz” yazan tişörtlerle Sultanahmet meydanında basın açıklaması yaptı. Tünel’de bir yürüyüş ve telgraf eylemi gerçekleştirdi.

Açlık grevi sonrasında aile, Ankara’ya giderek Hasan Gülünay’ın durumunu meclise taşıdı. İçişleri Bakanı İsmet Sezgin, Hasan Gülünay’ın durumunu araştıracağına dair aileye söz verdi ancak herhangi bir geri dönüş yapmadı. İstanbul Emniyet Müdür yardımcısı Hüseyin Kocadağ ile görüşen Hasan Gülünay’ın ağabeyine Kocadağ “Hasan Gülünay sağ, içeride ama biraz işkence gördüğü için yaraları var, yaralarını iyileştiriyorlar. Yaralarını iyileştirdikten sonra açıklayacaklar” bilgisini verdi. Aile 2-3 defa Adli Tıp morguna giderek Hasan Gülünay’ın bedenini aradı; Uluslararası Af Örgütü ile görüşülerek süreci anlattı.

Hasan Gülünay’ın kaybolduğu tarihlerde gözaltına alınıp bırakılan E. Ç. “Benim adım Hasan Gülünay, beni öldürecekler, gözaltında kaybedecekler” diye bağıran bir ses duyduğunu ama kendisinin bağıran kişinin yüzünü bizzat görmediğini söyledi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na verilen dilekçe dışında 1992 yılında TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu’na başvuruda bulunuldu. Savcılık 31 Ekim 2012’de 20 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığı kararı verdi. Karara itiraza ret cevabı alan ailesi, 8 Nisan 2013’te Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu.

Amicus Curiae

Latince bir hukuk terimi. Bir davanın tarafı olmadan mahkemeye karara dayanak teşkil edecek bilgiler sunan kişi veya kuruluş anlamına gelir.

Karardan etkilenebilecek olan kişilerin sesini duyurabileceği bir müdahale aracı işlevi görür. Mahkemeyi daha geniş, daha kapsamlı ve daha doğru bir yasal çerçevede karar vermeye teşvik eder.

Bazı ulusal mahkemelerin yanı sıra, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Amerikalılar Arası İnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa Birliği Adalet Mahkemesi gibi uluslararası mahkemelerde yerleşik bir kurumdur.

Hak örgütleri amicus curiae sıfatıyla zorla kaybetme, yasadışı keyfi infaz gibi ağır insan hakları ihlallerinin insanlığa karşı suç olarak değerlendirilmesi için gerekçelerini, konuya ilişkin hukuki tartışmaları, özellikle zamanaşımı ve af konusundaki görüşlerini sunar.