Kayıp yakınlarının lügatında zorla kaybetmeler


Bazen bir suça maruz kalanın yaşadığı acının biricikliğini anlatmanın en iyi yolu, onların toplum için sıradan addedilen şeylerle kurduğu farklı ilişkiyi anlatmaktan geçiyor. Kemik, beden, telefon, kapı, pijama, maske, dilekçe, çiftçi, fotoğraf… Tüm bu kelimeler birçoğumuz için belki akla sadece sözlük anlamlarıyla geliyor. Oysa aynı kelime ve kavramlar zorla kayıplar evreninde bambaşka anlam ve çağrışımlar kazanıyor.

Zorla kaybedilenler lügatı, zorla kaybetme suçuna özgü acımasızlığı ve mağdurların yaşadığı acıyı kelimelerin nesnel anlamlarını kullanarak anlatmayı hedefleyen bir sosyal medya kampanyasıydı. Bu fikir ilk olarak 11 Şubat 2017 tarihinde düzenlediğimiz çalıştayda Pikan Ajans‘ın kurucularından Pınar İlkiz tarafından önerilmişti.

Zorla kaybetme suçunu yeni neslin ilişkilenme biçimlerini göz önünde bulunduran yenilikçi görsel araçlarla anlatmayı hedeflediğimiz bu çalıştaya veritabanı, programlama, veri görselleştirme, video, oyunlaştırma, görsel sanatlar ve kurumsal iletişim gibi ilgi alanlarından yaklaşık 40 katılımcı katılmış, burada çok sayıda yenilikçi görselleştirme projesine dair prototipler geliştirmiştik. Çalıştayda önerilen fikirlerin bir kısmını geliştirmeye yönelik başlattığımız sonraki süreçte zorla kaybedilenler lügatı, uygulama  fırsatı bulduğumuz çalışmalardan biri oldu.

 

 

Pikan Ajans ile işbirliği içinde yürüttüğümüz kampanyanın hazırlık etabında önce Hafıza Merkezi’nin veri kaynaklarının (zorla kaybedilenler veri tabanı, raporlar ve kayıp yakınları ile yaptığımız görüşmeler) üzerinden gittik. Burada tespit ettiğimiz kelimeler gündelik hayatta sıradan anlamlara sahip olup kayıplara ilişkin anlam dünyasında suçun belirgin bazı özelliklerine işaret ediyordu. Örneğin bazı kayıp yakınları yaptığımız görüşmelerde yakınlarının evlerinden güvenlik güçleri tarafından alınırken pijamalarını dahi değiştirmeye fırsat verilmediğini anlatmışlardı. İnsanın güven mekânı olan evinden ve ailesinden hızlıca çekip alınmasına dair burukluk duygusu böylece bu anlatılarda pijama imgesi ile özdeşleşiyordu. Kapı ve telefon ise umut duygusu ile özdeşleşen iki kelime olarak karşımıza çıkıyor. Aradan geçen yıllara rağmen hala çalan bir kapının ya da telefonun ardından “belki odur” hissine kapılabilen kayıp yakınları için bu duygu ne yazık ki onların yas tutmasına engel olan türden bir umut. Yaptığımız tarama sonucunda bu ve buna benzer 27 kelime ve kavram tespit ettik.

 

Bazen sorarak alınır, bazen siz sormadan gelir haber. Bazen asla gelmez. Ne kadar sorarsanız sorun, gelmez. #HafızayıGörmek

Posted by Hafıza Merkezi on Monday, 30 October 2017

 

Hazırlık sürecinin devamında tespit ettiğimiz her kelime ve kavram için kaybedilenlerin dünyasını anlatan tanımlar hazırladık. Travma yüklü bu deneyimleri aktarırken bir yandan sıradan insanların ilgisini çekebilmemiz, bir yandan da konunun ağırlığını dikkate almamız gerekiyordu. Bu yüzden iki ihtiyacı da gözeten bir yaklaşımı benimsedik. Bu doğrultuda metin içeriklerini ve görsel tasarımları tamamladıktan sonra 2017 yılının Ekim, Kasım ve Aralık ayları boyunca lügat görsellerini paylaştık. Umuyoruz ki bu çalışma ile sosyal medya mecrasını kullanan yenilikçi bir hafızalaştırma çalışması gerçekleştirmiş olduk.

 


Kampanya görselleri

Twitter, Facebook ve Instagram hesaplarımızdan 24 Ekim – 28 Aralık 2017 tarihleri arasında paylaştığımız görsellerinin tamamını altta bulabilirsiniz. Görselleri gerçek ölçüsünde görmek için üzerine tıklayabilirsiniz.