Türkmenistan zorla kaybetme uygulamasına son vermeli

Fotoğraf: International Campaign to Protect Those in Turkmen Prisons

BM İnsan Hakları Konseyi tarafından her ülke için her 5 yılda bir yapılan Evrensel Dönemsel Değerlendirme Türkmenistan raporu kabul edildi.

Türkmenistan hükümeti ilk defa BM’deki Dönemsel Ülke Değerlenmesi sırasında 20 ülke tarafından yapılan ve aralarında ülkede süregiden bir ağır insan hakları ihlali olan zorla kaybetmeleri de içeren önerilerin çoğunu kabul etti. İnsan hakları İzleme Örgütü (HRW) ve Hayatta Olduklarını Kanıtla Kampanyası (Prove They Are Alive Campaign) bu gelişmeyi olumlu buldu.

Türkmenistan, Evrensel Dönemsel Değerlendirme (Universal Periodic Review, UPR) toplantısında 20 devletin yaptığı, ülkedeki zorla kaybetmelere son verme de dâhil pek çok tavsiyeyi ilk defa kabul etti.  Zorla kaybetmeler ülkedeki en vahim ve sürekli insan hakları ihlallerinden biri. İnsan İzleme Örgütü (HRW) ile Hayatta Olduklarını Kanıtla Kampanyası Türkmenistan’ın bu kararından memnuniyet duyduklarını belirtti.

Bununla beraber UPR’ de yapılan tavsiyelere cevap veren Türkmenistan, kaybedilen kişilerin mahkemece hüküm giymiş olduklarını, dolayısıyla bunların hapsedilmiş olmasının zorla kaybetme sayılamayacağını dile getirdi. Ancak bu bilgi tamamen yanlış. 100’ü aşkın kişinin ailesi, yakını özgürlüğünden mahrum edildikten sonra, tutuklandığında veya hüküm giydiğinde, nerede ve nasıl olduklarına hiçbir resmi bilgi sahibi değil. Bu da zaten zorla kaybetmelerin özünde olan bir durum. Türkmenistan’ın zorla kaybetmeler konusundaki bu yanlış beyanı, Hükümet’in bu işi ciddiye alıp konu ile ilgileneceği konusunda ciddi endişe yaratıyor.

Zorla kaybedilenler arasında sekiz kişinin mahkûmiyet süresi ya hâlihazırda bitmiş ya da yıl sonunda bitecek. Yedi kişinin mahkûmiyeti ise 2020’de sona erecek. İnsan Hakları İzleme Örgütü ülke yönetimin bu kişileri derhal serbest bırakmasını talep etti.

Hükümet bu tür kuşkuları isterse bertaraf edebilir: Mesela en son 2003 yılında görülen Batyr Berdyev’in ailesine, nerede olduğunu açıklar ve ziyaret izni verirse bu Birleşmiş Milletler, veya  başka bir mekanizma ile oluşturulacak diyalogdan daha etkili olur.

İnsan Hakları İzleme Örgütü, Birleşmiş Milletler İşkence Özel Raportörü ile Zorla Kaybetmeler Çalışma Grubu dâhil, Birleşmiş Milletler Özel Prosedürüne derhal vize verilmesi tavsiyesinin kabulünü memnuniyetle karşıladı ve olayı yakından izleyeceğini bildirdi.

Buna karşılık İnsan Hakları İzleme Örgütü Ovadan-Depe ve Seydi dâhil, bağımsız müfettişler ile diğer ziyaretçilerin mahkumlara erişiminin sağlanması, yani, 116.54 numaralı tavsiyesinin reddedilmesi karşısında üzüntü duyduğunu belirtti. Hükümetin yetkisi dâhilindeki bir iznin niye verilmediği ise Türkmenistan hükümeti tarafından açıklığa kavuşturulmadı.

İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne göre Türkmenistan’da basın özgürlüğü yok. Hükümet, düşüncelerini ifade eden vatandaşlarına ve dış basın ile diğer medya örgütlerine haber yapan gazetecilere genellikle misilleme yapıyor. Böylece, hem çevrim-içi, hem de çevrim-dışı tüm bilgi ve iletişimi denetliyor. Dolayısıyla hükümetin, gazetecileri taciz etmeyi ve sansüre son vermeyi reddetmesini İnsan Hakları İzleme Örgütü “umut kırıcı” olarak niteledi. Evrensel Dönemsel Değerlendirme toplantısında Türkmenistan delegasyonu, Türkmen yasalarının ifade ve basın özgürlüğünü garantiye aldığını söyledi.  “O halde” diyor, İnsan Hakları İzleme Örgütü “hükümet Sultan Aşilova’ ya niye bu kadar çok sık saldırıldığını, akrabalarının polis tarafından niye tehdit edildiğini ve bu kadar çok web sitesinin niye kapalı olduğunu açıklığa kavuşturmak zorunda.”

İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün 20 Eylül 2018 tarihli orijinal açıklaması için tıklayın.