‘Yargı Paketleri Reform Değil, Revizyon’

24/09/2013
TESEV, Mart 2011'den Nisan 2013'e kadar yargı alanında düzenleme getiren yargı paketlerini inceleyerek "Yargı paketleri: Hak ve özgürlükler açısından bir değerlendirme" raporunu açıkladı.

TESEV, Mart 2011’den Nisan 2013’e kadar yargı alanında düzenleme getiren yargı paketlerini inceleyerek “Yargı paketleri: Hak ve özgürlükler açısından bir değerlendirme” raporunu açıkladı.

Bianet – Nilay Vardar

Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV), Mart 2011’den Nisan 2013’e kadar yargı alanında düzenleme getiren yargı paketlerini inceleyerek “Yargı paketleri: Hak ve özgürlükler açısından bir değerlendirme” raporunu açıkladı.

Naim Karakaya ve Hande Özhabeş’in hazırladığı rapor,  yargı paketlerini dört başlık altında inceledi: Düşünce ve İfade Özgürlüğü, Kişi Özgürlüğü ve Güvenliği, Adil Yargılanma Hakkı, İnfaz Uygulaması.

Raporda, yargı paketlerinin mevzuattaki temel hak ve özgürlükleri ihlal eden sorunlu alanlarda uzun zamandır ihtiyacı duyulan ilerlemeyi kısıtlı biçimde sağladığı belirtilerek bunun sistemi dönüştürmeye yönelik bir reformdan ziyade sistem içi bir revizyon olduğu ifade edildi.

Toplumda da beklentiyi karşılamadığı ve toplumdaki değişimin gerisinde kaldığı ifade edilen raporda, buna örnek olarak “örgütlü suçluluğa” ve “anadilde savunmaya” ilişkin düzenlemeler gösterildi.

Yargı paketlerinde içeriğinin tam anlaşılmamasına neden olan “torba kanun” sisteminin ortadan kaldırılarak sivil toplum kuruluşlarının önerilerini dikkate alacak katılımcı bir mekanizma oluşturması talep edildi.

Özhabeş, dört başlık altındaki raporun ayrıntılarını paylaştı:

Basın özgürlüğü genişlemedi

Düşünce ve İfade Özgürlüğü

* Cezaevindeki gazeteci sayısını azaltmaya yönelik adımlar atıldı. Ancak değişikliklerle basın özgürlüğüne yönelik yersiz sınırlamalar kaldırılsa da basın özgürlüğünün kapsamının genişletilmesine yönelik adımlar atılmadı.

* Yasal mevzuatta halihazırda düşünce ve ifade özgürlüğünü önemli ölçüde sınırlandıran yasal pek çok düzenleme varlığını koruyor.

* İfade özgürlüğüne karşı açılan çoğu dava TMK ve TCK çerçevesinde, “şiddeti tahrik” unsurunun geniş ve ölçüsüz yorumlanması sonucu açılıyor. Buna ek olarak ifade özgürlüğünü kısıtlayan her maddenin ceza kanununda adeta bir yedeği bulunuyor.

* Bireyi koruma esaslı değil, devleti koruma esaslı kurgulanmış yargı sisteminin ürettiği bakış açısı, insan hak ve özgürlükleri lehine değişmediği sürece mevcut hak ihlallerinin devam edecek.

Hala gereksiz tutuklamalar var

Kişi Özgürlüğü ve Güvenliği

* Türkiye’de kişi özgürlüğü ve güvenliği açısından temel problem, yargılamaların aşırı uzun sürmesi sonucu, çok sık başvurulan bir tedbir olan tutuklamanın adeta bir ön infaz haline gelmesi.

* Bu sorunu çözmek çeşitli değişikliklere gidildi. Ancak kanun değişikliği ile elde edilmek istenen durumun uygulamada yaşanan sorunlar nedeniyle hayata tam olarak geçemedi.

* Halen uygulamada, adli kontrol tedbirleri ile yetinilebilecek durumlarda tutuklama kararı verildiği görülüyor, bu kararların gerekçeleri yasaya uygun olmayan basit ve kalıp ifadelerle yazılıyor.

* Kalıcı bir çözüme, hukuk siteminin örgütlenmesinde kalıcı ve köklü reformlarla ulaşılabilir.

Anadilde savunma yetersiz

Adil Yargılanma

* Adil yargılanma hakkını ihlal eden uygulamalar, esas olarak terör suçundan yargılanan kişilerin  davalarında görülmektedir. Bu nedenle en kapsamlı değişiklikler TMK’da yapıldı.

* Özel Görevli Ağır Ceza Mahkemeleri kaldırılıp Bölge Ağır Ceza Mahkemeleri kuruldu ancak istisnai yargılama usûlleri terkedilmediğinden değişiklik isim değişikliğinin ötesine geçmedi.

* TMK’da adil yargılanma hakkını ihlal eden bazı maddeler olumlu bulunmakla birlikte, gözaltındaki şüphelinin avukatla görüşme hakkının 24 saat süreyle sınırlandırılabilmesi ve tutukluluk ve gözaltı sürelerinin terör suçu ile yargılanan kişilerde iki katına kadar uzatılması gibi hükümler varlığını koruyor.

* Ana dilde savunma son derece yetersiz. Bu haktan faydalanabilecek kişiler tercüman masraflarını kendileri ödemek zorunda bırakılmakta, hakkın kullanımı sadece yargılamanın kovuşturma aşaması ile sınırlandırılmakta ve “yargılama sürecini sürüncemede bırakmama” gibi sübjektif bir şarta bağlanıyor.

TMK kalkmalı

* İşkence suçlarında zamanaşımı kaldırıldı ancak bu değişiklik, sadece kanunun yürürlüğe girmesinden sonra işlenen işkence suçlarında geçerli olmamalı, geçmişe dönük uygulanmasının önü açılmalıdır.

* Nihai hedef, soyut devlet kavramını korumak adına kişiler aleyhine uygulamalar yapılmasına dayanak olan TMK’nın kaldırılması olmalı.

Adli Tıp Kurumu tekeli kalkmalı

İnfaz Uygulaması

* Her ne kadar hasta hükümlülerin tahliyesinin imkanı genişletilmişse de tutuklu veya hükümlünün sağlığı, geniş bir takdir yetkisinin ve “toplum güvenliğini tehlikeye düşürmek” gibi belirsiz ifadelerin ellerine bırakıldı. Ayrıca cezanın ertelenmesi kararı, son derece sorunlu olduğu bilinen Adli Tıp tarafından verilmeye devam ediyor.

* Adli Tıp Kurumu’nun bu alandaki tekelinin kaldırılmalı, tam teşekküllü ve çeşitli alanlarda uzmanlara sahip olan hastaneler akredite edilmesi ve kurul raporları kabul edilmeli.