Ana içeriğe atla
Ana Sayfa
07.10.2021

Avrupa Konseyi orantısız güç kullanımına dair Türkiye’den bilgi talep etti

<< TÜM HABERLER

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, 14-16 Eylül 2021 tarihlerinde gerçekleştirdiği 1411. toplantısının sonunda Hafıza Merkezi’nin yaptığı Kural 9.2 bildirimlerinde altını çizdiği yapısal sorunların üzerine eğilerek Batı grubu kararlarının uygulanmasıyla ilgili önemli bir ara karara imza attı. Bakanlar Komitesi, güvenlik güçlerinin orantısız güç kullanımına dair Türkiye hükümetinden detaylı istatistiki veri talebinde bulundu.

Hafıza Merkezi, 2016 yılından beri başka sivil toplum kurumlarıyla işbirliği halinde Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne (“BK”) Kural 9.2 bildirimleri yaparak çeşitli AİHM kararlarının uygulanmasının denetim sürecine katılıyor. Hafıza Merkezi olarak 2019 yılından bu yana İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) işbirliği ile Kural 9.2 bildirimi yaptığımız gruplardan biri olan Batı grubu kararları, güvenlik güçlerinin 1993 ila 2011 yılları arasında gerçekleştirdiği öldürme, işkence ve kötü muamele eylemleri ile orantısız güç kullanımına ilişkin olarak iç hukukta etkili bir ceza ya da disiplin soruşturması yürütülmediğine ilişkin tespitlerin yapıldığı dosyalardan oluşan bir grup. Bu grup kapsamındaki kötü muamele ve orantısız güç tanımına yakalama, gözaltı ve barışçıl gösterilerin dağıtılması sırasında meydana gelenler de dahil. AİHM, Batı grubu kapsamındaki kararlarında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (“AİHS”) yaşam hakkını düzenleyen 2. maddesi ile işkence ve kötü muamele yasağını düzenleyen 3. maddesinin usülen ihlal edildiğine hükmetmişti.

BK, 14-16 Eylül 2021 tarihlerinde gerçekleştirdiği 1411. toplantısının sonunda Batı grubu kararlarının uygulanmasıyla ilgili önemli bir ara karara imza attı. BK’nin bu ara kararında Hafıza Merkezi, İHD ve TİHV’in birlikte yaptığı Kural 9.2 bildirimlerinde altını çizdiği yapısal sorunların üzerine eğilmesi, bu tip bildirimlerin denetim sürecinin etkililiğini artırmadaki rolünün önemini gösterdiği için olumlu bir gelişme. Batı ve diğerleri grubunun izleme sürecinin yaklaşık 20 yıldır devam ettiğini düşünürsek, BK’nin bu önemli ara kararına giden yolda Hafıza Merkezi’nin diğer sivil toplum kurumlarıyla işbirliği halinde düzenli olarak Kural 9.2 bildirimleri yapmasının etkili olduğunu söyleyebiliriz.

Kolluk güçlerinin orantısız güç kullanımının söz konusu olduğu belirli davaları Faili Belli projesi kapsamında izleyen Hafıza Merkezi, bu dosyalara ilişkin topladığı verileri, Batı grubunda tartışılan sorunları odağına alan diğer sivil toplum kurumları topladığı veriler ile birleştererek değerlendirme yapıyor ve veriye dayalı analizini de Kural 9.2 bildirimleri aracılığıyla BK ile paylaşıyor. Sivil toplum kurumları tarafından yapılan Kural 9.2 bildirimleri aslında AİHM kararlarının uygulanması ve sistematik sorunların giderilmesinde etkili ve belirleyici bir araç. Çünkü, sivil toplum kurumları Kural 9.2 bildirimleriyle sağladığı veriler ve bilgiler olmadan BK’nın hükümetlerin sunduğu eylem planlarının ve aldığı önlemlere ilişkin beyanların etkililiğini ve uygulamaya yansımasını değerlendirebilmesi mümkün değil.

Cezasızlık kültürünü besleyen yapısal sorunlar sürüyor

Batı grubu kararlarında Türkiye’de süregelen bir cezasızlık kültürü yaratan bir dizi sistematik sorun tespit eden AİHM, bu sorunları şöyle sıralıyor: Somut iddialar karşısında güvenlik güçlerinin eylemleriyle ilgili soruşturma başlatılmaması; güvenlik güçleri aleyhinde soruşturma açılmasının idari makamlar tarafından verilecek izinlere bağlanması; tanık ifadeleri ve diğer mevcut deliller toplanmadığından titiz ve kapsamlı bir soruşturma yürütülmemesi; soruşturmaların yeterli gerekçe olmaksızın takipsizlik kararları ile kapatılması; cezai takibatın zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle suçlamaların düşürülmesine yol açacak şekilde uzun tutulması; baskı altında alınan ifadelerin delil olarak kullanılması; güvenlik güçlerinin eylemleriyle ilgili suç isnadının daha hafif ceza öngörülen suçlardan yapılması; cezaların keyfi gerekçelerle hafifletilmesi; güvenlik güçlerine verilen hapis cezalarının ertelenmesi ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılması; güvenlik güçleri hakkında yürütülen cezai takibat sırasında görevlerinden alınmamaları.

BK, bu ara kararında bugüne kadar alınan önlemlerin yetersizliği nedeniyle bazı yapısal sorunların halen sürdüğünü tespit etti. Bu sorunlar arasında, bilhassa terörle mücadele operasyonları sırasında orantısız güç kullanan güvenlik güçleri aleyhinde soruşturma açılmasının idari izne bağlı olmasını öngören yasal düzenlemenin halen yürürlükte olması; güvenlik güçlerinin eylemlerine ilişkin titiz bir soruşturma yürütülmemesi; ceza mahkemelerinin sanık güvenlik güçlerine karşı hoşgörülü tutum sergilemesi gibi konular ön plana çıkıyor. AİHM’nin Türkiye’de güvenlik güçlerinin eylemleriyle ilgili etkili bir soruşturma yürütülmediğini çok sayıda kararında tespit etmesine ve BK’nin bu konudaki kaygılarını defaten dile getirmesine rağmen bu sorunun hâlâ ortadan kaldırılmamış olduğu vurgulandı.

‘Güvenlik güçlerine soruşturma açılması için idari izin öngören mevzuat değişmeli’

Türkiye’de süregelen cezasızlık kültürünün ortadan kaldırılması için hükümetten birtakım taleplerde bulunan BK, yetkili makamları bazı somut önlemleri hayata geçirmeye davet etti. Güvenlik güçlerinin eylemleri hakkında soruşturma açılması için idari izin alınması gerektiğini öngören mevcut yasal düzenlemeler, bu sorunlar arasında sayılan en önemli konulardan biri. BK bu bağlamda yetkili makamları, 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun’da değişiklikler yapmaya ve AİHS’nin 2. ve 3. maddeleri kapsamına giren suçlarla ilgili soruşturma açılması için idari izin alınması gerekmediğine dair hükümleri yürürlüğe koymaya davet etti.

‘İdari yetkilerin kötüye kullanımında zamanaşımı hükmü uygulanmamalı’

BK’nın bu ara kararında yetkili makamları zorladığı diğer bir önemli konu ise zamanaşımı uygulaması oldu. İdari yetkilerin kötüye kullanımı, vücut bütünlüğünün kasten ihlal edilmesi ve orantısız güç kullanımı gibi ciddi suçlarla ilgili zamanaşımı hükümlerinin uygulanmasına son verilmesi ya da bu suçlarla ilgili öngörülen mevcut zamanaşımı sürelerinin uzatılması ısrarla tavsiye edildi.

Bunlara ilaveten BK, yetkili makamlara Cumhuriyet savcıları tarafından işkence ve kötü muamele iddialarına ilişkin etkili soruşturma yürütülmesini sağlamak için belirli ve açık önlemler alınmasını tavsiye etti. Soruşturmaları sonlandıran takipsizlik kararlarına yönelik itirazların sulh ceza hâkimlikleri tarafından titiz bir şekilde incelenmesinin sağlanması için spesifik önlemlerin hayata geçirilmesi gerektiği de vurgulandı.

Ara kararda yetkili makamların çözüme teşvik edildiği konulardan bir diğeri, güvenlik güçleri aleyhinde yürütülen cezai takibatın uzunluğuna ilişkindi. BK bu bağlamda yetkili makamları soruşturma ve kovuşturmaların tamamlanması için belirlenen hedef zaman sınırlarına uymaya ve zamanaşımından kaçınmak için özellikle eski davalara öncelik vermeye davet etti.

Yetkili makamlardan detaylı veri talebi

Ara kararda üzerinde durulan ve uzun yıllardır gündemde olan sorunlardan bir diğeri ise, yetkili makamların aldığı önlemlere ilişkin kapsamlı ve özenli bir biçimde tasnif edilmiş veri tutmuyor olmasıydı. Batı grubu kararlarının iç hukukta uygulanmasının önünde engel oluşturan olgularla ilgili yetkili makamlardan bir dizi veri talep eden BK, böylece  mevcut durumun tespitine yönelik önemli bir girişimde bulundu.

BK, Türkiyeli makamlardan aşağıdaki konularda detaylı veri talebinde bulundu:

  • Güvenlik güçlerinin görev sırasında işlediği iddia edilen ve AİHS’nin 2. ve 3. maddeleri kapsamına giren suçlarla ilgili soruşturma açılması için istenen idari izinlerin sayısı hakkında istatistiki veri ve örnek kararlar;
  • İdari izin verilmesi sürecinin bağımsızlık ve tarafsızlık ilkelerinin gereklerine uygun olarak yürütülmesini ve sonuçlandırılmasını sağlamak için ne tür tedbirler alındığı;
  • Kamu görevlileri aleyhinde yürütülen ceza yargılamalarında verilen kararlara dair kapsamlı istatistiki veri;
  • Bu tür ceza yargılamalarında verilen kararların mahkumiyet, beraat, cezanın ertelenmesi ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kategorileri altında sınıflandırılmış istatistiki verisi ve bu hükümlerin infaz süreciyle ilgili kapsamlı istatiki bilgi;
  • Yargıtay, istinaf mahkemeleri ve birinci derece mahkemeleri tarafından yürütülen tüm işkence, idari yetkilerin kötüye kullanımı, vücut bütünlüğünün kasten ihlal edilmesi ve orantısız güç kullanımı suçlarıyla ilgili yürütülen yargı süreçlerinin ortalama süresiyle ilgili detaylı ve sınıflandırılmış bilgi.
  • İşkence ve diğer kötü muamele ile orantısız güç kullanımına ilişkin yürütülen süreçlerle ilgili istatistiki bilgi ile birlikte, Kolluk Gözetim Komisyonu’nun (“KGK”) etkinliğinin artırılması için alınması öngörülen önlemlerle ilgili somut bilgi.

Bakanlar Komitesi ve STK’ların Kural 9.2 bildirimleri

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi (“BK”), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (“AİHM”) kararlarının iç hukukta uygulanmasını denetlemekle görevli organıdır. BK, denetleme görevini benzer konulardaki AİHM kararlarını aynı grup altında toplayarak yürütür. Bu gruplar üzerinden yürütülen denetim kapsamında, her bir AİHM kararının uygulanmasını sağlamak için özel olarak hayata geçirilmesi gereken bireysel önlemlerin yanı sıra, benzer tip ihlallerin tekrarlamasına yol açan sistemik sorunların çözümü için alınması gereken genel önlemler bazında da bir denetim yapılır. Bireysel önlemler, AİHM tarafından hükmedilen tazminatın başvuruculara ödenmesi veya tespit edilen ihlalin sonuçlarının giderilmesi için yeniden yargılama yapılması gibi konularla ilgilidir. Genel önlemler ise, yürürlükte olan yasal düzenlemelerden ya da yetkili makamların yerleşik pratiklerinden kaynaklanan yapısal sorunların ortadan kaldırılması için atılması gereken adımlara ilişkindir.

Bağlayıcı olan AİHM kararlarını iç hukukta uygulama yükümlülüğü altında olan üye devletler, bu yükümlülüklerini yerine getirmek amacıyla alacağı bireysel ve genel önlemlere dair eylem planları hazırlar ve takiben bu planları hayata geçirmek amacıyla yapılanları içeren eylem raporlarını BK’ya iletir. BK İçtüzüğü Kural 9.2 uyarınca, sivil toplum kuruluşları da AİHM kararlarının iç hukukta uygulanma süreciyle ilgili BK’ya bildirim yaparak denetleme sürecine dahil olabilir. STK’ların sunacağı bilgi ve verilerin yokluğunda, BK’nin yalnızca devletler tarafından sağlanan bilgilere erişimi olacağından, etkili bir denetim süreci yürütülmesi adına STK bildirimleri büyük önem teşkil ediyor.