
Hafıza Merkezi olarak, 12-16 Mayıs 2026 tarihlerinde Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi'nin organizatörlüğünde ve ev sahipliğinde, Diyarbakır'da düzenlenen Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu'na katıldık. Geniş bir dayanışma ve destek ağının ortaklığıyla organize edilen forumda; hafıza yürüyüşü, atölye, belgesel film gösterimleri ve söyleşilerden oluşan bir programla yer aldık.
13 Mayıs'ta Diyarbakırlı gençlerle "Barışa Yürümek: Sur'da Kolektif Hafıza Yürüyüşü"nü gerçekleştirdik. 1915, 1990 ve 2015 dönemlerini Sur'un hafızasında iç içe geçmiş üç katmanlı bir bellek olarak ele aldığımız yürüyüş, Şeyh Said isyanı hafızasıyla bilinen Dağkapı (Şeyh Sait) Meydanı'nda başlayıp, yakın dönemin barış umudunu ve kırılma hafızasını taşıyan İstasyon Meydanı'nda sona erdi. Farklı tarihsel kırılmaların kentin dokusunda bıraktığı izleri konuşurken, bu belleğin acıları, direnişleri ve tanıklıkları inkâr etmeden ortak bir yüzleşme ve birlikte yaşama zeminine dönüşebilmesinin imkânlarını değerlendirdik.

📍 Şeyh Said (Dağkapı) Meydanı
Yürüyüşümüz, yasın, direnişin ve kamusal hafızanın önemli mekânlarından biri olan meydanda başlıyor. Şeyh Said ve arkadaşlarının idamları, Devlet Güvenlik Mahkemesi yargılamaları ve meydanın değişen isimleri üzerinden devlet, adalet ve hafıza ilişkisini konuşuyoruz.
📍 Dörtyol Kavşağı – Musa Anter Durağı
1990’ların faili meçhul cinayetleri ve zorla kaybetmeler hafızasına uğruyoruz. Musa Anter’in öldürülmesi ve dönemin karanlık atmosferi üzerinden görünmez şiddet pratiklerini hatırlıyoruz.
📍 JİTEM Ana Karargâhı
Kent hafızasında zorla kaybetmeler, hak ihlalleri ve cezasızlıkla özdeşleşen bu yapı, 90’ların en ağır insan hakları ihlallerini konuşmak için önemli bir durak.
📍 Dört Ayaklı Minare ve Tahir Elçi Sokağı
2015 çatışmalarının ve Tahir Elçi’nin barış çağrısının simgesel mekânı. Çatışma, yıkım ve barış talebinin kesiştiği bu noktada yakın dönem hafızasına bakıyoruz.
📍 Surp Giragos Ermeni Kilisesi
Kaybın, yeniden inşanın ve yüzleşmenin mekânı. 1915’ten günümüze uzanan Ermeni hafızası ile restorasyon ve yeniden görünür olma süreçlerini birlikte değerlendiriyoruz.
📍 Xançepek (Gavur Mahallesi)
Bir zamanlar Sur’un en yoğun Ermeni yerleşimlerinden biri olan mahallede, 1915’in yarattığı kopuşları ve 2015 sonrası kentsel dönüşümün hafızadaki etkilerini gözlemliyoruz.
📍 Hizbullah’ın “Ölüm Evi”
1990’ların şehir merkezindeki görünmez şiddet ağlarını ve toplumsal travmalarını hatırlatan önemli bir eşik noktası.
📍 Surp Sarkis Kilisesi ve Okulu
Bir zamanlar eğitim, dayanışma ve birlikte yaşamın merkezi olan yapı, bugün hem kaybın hem de hafızayı yeniden kurma çabasının tanığı olarak karşımıza çıkıyor.
📍 Öte Mahalle (Ali Paşa Mahallesi)
Ermenilerin ve Süryanilerin yüzyıllar boyunca birlikte yaşadığı bu mahalle, çok kültürlü yaşamın ve ortak üretim hafızasının izlerini taşıyor.
📍 Vedat Aydın Cenaze Rotası
1991’de on binlerce kişinin katıldığı cenaze töreni ve sonrasında yaşanan şiddet, bu güzergâhı Kürt siyasi hafızasının en güçlü yas ve direniş mekânlarından biri haline getirdi.
📍 Ortak Vicdan Anıtı
Farklı halkların ve inanç topluluklarının yaşadığı acıları ortak bir vicdan ve yüzleşme çağrısında buluşturan sembolik bir durak.
📍 Ermeni Kabristanı 🕯️
Sessiz bir anma noktası. Uzun yıllar görünmez bırakılan bir hafızanın izleriyle baş başa kalıyor, kayıp ve yas üzerine düşünmek için kısa bir durak veriyoruz.
🏁 İstasyon (Gar) Meydanı
Yürüyüşümüzü, 5 Haziran 2015’teki patlamanın ve barış umudunun kırılganlığının hafızasında yer ettiği meydanda tamamlıyoruz. Başlangıçta olduğu gibi yine bir meydanda; kamusal sözün, yasın ve barış talebinin mekânında buluşuyoruz.
🕊️ Bu yürüyüş, Sur’un sokaklarında geçmişin izlerini takip ederken, toplumsal barışın ve birlikte yaşamanın imkânlarını yeniden düşünmeye açılan ortak bir davettir.

Yürüyüşün ardından, yürüyüşe katılan gençlerle Sümerpark'ta "Hatırladıklarımız" atölyesini düzenledik. Gün boyunca içinden geçtiğimiz hafıza mekânlarının bizde bıraktığı izleri birlikte yazıya döktük, tartıştık ve paylaştık. Sur'da gördüğümüz tarihsel katmanların ve tanıklıkların nasıl bir hafıza oluşturduğunu konuşarak, bu deneyimin kişisel ve kolektif hafızadaki karşılıklarını birlikte anlamaya çalıştık.
Sînebîr'in hazırladığı, yakın geçmişte yaşanan hak ihlallerini görünür kılmayı ve kolektif bir hafıza inşa etmeyi amaçlayan film ve belgesel seçkisi kapsamında Hafıza Merkezi'nin üç belgeseli gösterildi. Bunlardan ikisi Hafıza ve Gençlik programımızın katılımcılarının ürettiği çalışmalardı.
Şükran Demir ve Özgür Ünal'ın yönettiği YİBO, 1962–2010 yılları arasında farklı şehirlerde faaliyet göstermiş Yatılı İlköğretim Bölge Okulları'nda okuyan öğrencilerin tanıklıklarını merkeze alıyor. Arşiv görüntüleri ve terk edilmiş okul mekânlarını kullanan belgesel; çocukların yaşadığı eşitsizlikleri, asimilasyon politikalarını ve militarist disiplin anlayışını görünür kılıyor. 13 Mayıs'taki gösterimin ardından seyircilerle yapılan söyleşide YİBO'lara dair farklı tanıklıklar da dile getirildi.
Yine Hafıza ve Gençlik programımızdan çıkan bir başka çalışma olan Hey Hawar ise Caner Dara'nın yönetmenliğinde, 20 Temmuz 2015'te Suruç'ta yaşanan saldırıda yaşamını yitiren 33 gençten biri olan öğretmen Süleyman Aksu'nun hikâyesinden hareket ediyor; hem Suruç Katliamı'nı hem de sonrasında devam eden mezar tahribatları özelinde hak ihlallerini izliyor. 15 Mayıs'taki gösterimin ardından film ekibiyle gerçekleştirilen söyleşide, filmin yolculuğuyla birlikte mezar tahribatları ve ölüye saygı meselesi tartışıldı.
Yönetmenliğini Berke Baş, yapımcılığını Enis Köstepen'in üstlendiği Dargeçit ise Hafıza Merkezi'nin dava izleme çalışmalarından doğdu. 1995 yılında Mardin'in Dargeçit ilçesinde üçü çocuk yedi sivilin zorla kaybedilmesini ve ailelerin 27 yıla yayılan adalet mücadelesini konu alan belgeselin 13 Mayıs'taki gösterimin ardından, Dargeçit'teki adalet mücadelesi söyleşide soru-cevap ve yorumlarla ele alındı.
Üç film de Çand Amed Kültür ve Kongre Merkezi'nin sinema salonunda gösterildi.
Hafıza Merkezi ekibinden Noémi Lévy-Aksu, Esra Kılıç ve Derya Bozarslan, beş gün süren forum boyunca gerçekleştirilen söyleşi, panel, konferans, film ve tiyatro gösterimleri ile atölyelere katılarak çalışma alanlarımızı ilgilendiren bu derinlikli tartışmalara dahil oldular.